Üye ol
Şifremi unuttum | Onay kodum gelmedi
Yardım

kalite konusunda bir başka tez
mahonick
Üye
mahonick

Puan: 1768.5

mahonick şu anda çevrimdışı
Gönderilme Tarihi: 09 Kasım 2009 23:08:23


1. GİRİŞ
Kalite Kontrol ve Standartlaşma ekonomik ve sosyal kalkınmanın başlıca itici güçlerinden biridir. Gelişmiş ülkelerin bugün ulaştıkları düzeyin gerisinde 20. yüzyılın başlarından beri her kesimde sürdürdükleri, bilinçli ve yoğun standartlaşma çabaları yatmaktadır.
Başlangıçta günlük yaşamı “Kaos”tan kurtarıp, belirli bir düzen kurma yönünde bir içgüdü olarak ortaya çıkan standartlaştırma eğilimi giderek tüm kesimlerde, özellikle mal ve hizmetlerin üretiminde, akılcı ve ekonomik davranışın bir gereği olarak benimsenmiş ve gelişme göstermiştir.
Standartlaştırma, çok geniş bir kapsam içinde “Sınırsız ihtiyaçları, kıt kaynaklarla en rasyonel bir biçimde karşılayabilmek için kurallar koymak ve bu kuralları uygulamak” diye tanımlanabilir. Ekonomik faaliyetlerin tümünün aynı anlamı taşıdığı yada her ikisinin, ayrı disiplinler olarak aynı amaca yöneldiği sonucuna varılabilir.
Özellikle II. Dünya savaşını izleyen 15–20 yıl içinde, standartlaştırma ve kalite çalışmalarına verdikleri önem ve hız sayesinde birçok ülkelerin kalkınmada elde ettikleri büyük aşamalara karşılık, “Standartlaşma tüm ekonomi demektir.” Gibi bir genelleme daha çok standartlaştırmanın teknik yönünün yanı sıra, belki de ondan daha önemli olarak, ekonominin tüm dallarını kapsayan bir faaliyet olduğunu, sağladığı ekonomik yararlarla sosyal yaşamında başlıca düzenleyicilerinden biri durumuna geldiğini ifade etmektedir. Diğer taraftan bu ödevde açıklanacağı gibi, standartlaşmanın ekonomi dışında başka amaçları da vardır.





2. KALİTE
2.1. Kalitenin Tarihçesi
Kalite ile ilgili ilk kayıtlar M.Ö. 2150 yılına kadar uzanır. Ünlü Hamurabi Kanunlarının 229. maddesinde şu hükümlere yer verilmiştir: “Eğer bir inşaat ustası bir adama ev yapar ve yapılan ev sahibinin üstüne çökerek ölümüne sebep olursa o inşaat ustasının başı uçurulur.”
Fenikelilerde de oldukça etkili yaptırım yolları olduğu anlaşılıyor; Fenikeli bir denetçi, kalite standartlarına bir aykırılık gördüğünde bunun tekrarlanmasını önlemek için kusurlu malı imal edenin elini kesme yetkisine sahiptir.
Kalkınmanın temel taşlarından biri olan standardın öneminin yüzyıllar önce Türkler tarafından kavrandığının belgesi olan 1502 tarihli ve zamanın padişahı II. Beyazıt Han tarafından çıkarılan Kanunname-i İhtisab-ı Bursa’da bugünkü anlamda, boyama, ambalaj, kalite gibi esaslar ile caza hükümlerine yer verilmiştir.
Kalitenin bir kavram olarak ortaya çıkması 19. yüzyıla rastlar. Ancak bu dönemden sonradır ki üreticiler kalite bilinciyle, ürünlerine kendi markalarını vurmaktan gurur duymaya başlamışlardır.
2.2. Kalite Kavramı
2.2.1. Kalitenin tanımı
Kalite kelimesi son yıllarda slogan haline gelmiştir. Genellikle çok değişik şekillerde kullanılmakta ve zaman zamanda yanlış anlaşılmalara neden olmaktadır. Bunun için bu kavrama açıklık getirilmesinde yarar vardır. Bu amaçla aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.
Kalite Lâtince “Nasıl oluştu” anlamına gelen “Qualis” kelimesinden gelmektedir. Esasta kalite sözcüğü hangi ürün ve hizmet için kullanılıyorsa, onun gerçekte ne olduğunu belli etmek amacını taşımaktadır. Kalite, genel olarak günlük konuşmalarda üstünlüğü ve iyiliği, diğer bir deyişle kaliteye konu olan ürün ve hizmetin iyi niteliklerinin olduğunu belirtir. Bu bakımdan da kalite, subjektif (kişisel) değerleri içermektedir.
Ancak hemen belirtmek gerekir ki, subjektif değerlendirmelerden oluşan kalite anlayışı ülkeden ülkeye, yaşam düzeyi, zevk, gelenekler, toplumsal yapı, eğitim, prosedür gibi çok sayıda faktörlerin etkisi altında değişik yapı göstermektedir. Ürünün ölçülebilen, belirlenebilen ve çoğu kez kalite standartları veya mevzuatlarla belirlenen kalitesi ise objektif kalitedir. Esas olarak kalite sorusuna cevap verebilmek için ürünün veya hizmetin sahip oldukları aşağıda anlatılan şu özelliklerin bilinmesi gerekir:
a. Fonksiyonel özellikler; ürünün veya hizmetin belirli bir amacı yerine getirebilmek için sahip olması gereken özellikler.
Örneğin; bir vidanın boyutları, bir çelik levhanın sertlik derecesi, bir ayakkabı tabanının esnekliği vb.
b. Kalite özellikleri; ürünün veya hizmetin daha iyi veya her zaman aynı şekilde yapabilmesi için sahip olması gereken özellikler.
Örneğin; vida boyunun belirli bir ölçüye uygunluğu, bir ayakkabının derisinin uygunluk derecesi vb.
Kaliteli bir ürünü tanımlayacak olursak “Kaliteli bir ürün, fonksiyonel özellikleri en dar değişim sınırları içinde istenilen değerlerde olan standart bir üretim maddesidir”.
Kalite kavramı, zaman içinde, birbirinden farklı bir çok şekilde tanımlanmıştır. Bunlar:
• Kalite, bir ürün yada hizmetin değeridir.
• Kalite, önceden belirlenmiş bulunan özelliklere uygunluktur,
• Kalite, ihtiyaçlara uygunluktur,
• Kalite, kullanıma uygunluktur,
• Kalite, eksiklerden kaçınmaktır,
• Kalite, müşteri beklentilerini karşılamak veya onları ilerisine geçmektir,
• Kalite, müşterinin beklentilerini ve isteklerini sürekli karşılayacak şekilde ürün veya hizmet üretmektir.
En genel anlamda kalite, geliştirilebilecek her şey demektir. Günümüzde, kalite kavramının üzerine mutabakat sağlanan genel tanımı, “Kullanım amaçlarına uygunluk” tur. Kalite, ISO 9000’de “Bir ürün veya hizmetin belirlenen ihtiyaçları karşılama kabiliyetine dayanan özelliklerin toplamıdır” şeklinde tanımlanmaktadır.
Bu tanımlardan yararlanarak, pazara uygun düşük maliyette, güvenilirliği ve bir örnekliği belli bir seviyede olan müşteri istek ve beklentilerine uygun kaliteli üründür.
2.2.2. Kalitenin hedefi
Kalite ile ilgili bütün çalışmaların bir hedefi vardır. Kuruluşlar genelde bu hedefleri “Kalite Stratejisi” olarak belirler ve yazılı hale getirirler.
Genel olarak kalite hedefi, hata kaynaklarını ortadan kaldırmak suretiyle birim zaman içerisinde daha verimli, daha kaliteli daha ucuz ve pazar şartlarında rekabet edebilecek fiyatlar göz önüne alınarak belirlenir.
2.2.3. Kalite bilinci
Kalite konusunda bilinçlenme;
• Ürün ve hizmet üreten kuruluşların kalite konusunda bilinçlenmesi ve
• Tüketicinin kalite konusunda bilinçlenmesi olarak iki bölümde incelenebilir.
Kuruluşlar ele alındığında kalite kavramının ve kalite hedeflerinin kuruluşun tüm seviyelerinde anlaşılmış ve uygulanabilir olması gerekmektedir. Bu da yaygın kalite eğitimlerinin kuruluşunun bütün çalışanlarına verilmesi ve kalitenin öneminin vurgulanması ile sağlanabilir.
Diğer taraftan tüketicilerin de kalite konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Çeşitli yayım kuruluşları aracılığıyla eğitim programlarının hazırlanması ve tüketicilerin korunmasına yönelik kampanyalarla kalite bilinci sağlanabilir.
2.2.4. Kalite yönetiminin tanımı
Kalite yönetimi, kuruluşların Genel Yönetim Fonksiyonunun Kalite Politikasını tespit eden ve uygulama işlemlerini yapan bölümdür.
Kalite yönetimi, uygun kaynakların (personel, cihaz vb.) belirlenmesi ve tahsisi, stratejik planların yapılması, kalite planlaması gibi kaliteyi arttırmak için yapılan bütün sistematik faaliyetleri kapsar.
Hedeflenen kalite seviyesine ulaşabilmek ve maliyetleri düşürebilmek için kuruluşta bütün çalışanların kalite yönetim sistemine katılımı ve destek vermesi gerekmektedir.
2.2.5. Toplam kalite kontrol – toplam kalite yönetiminin tanımı
Toplam Kalite Kontrol, bir kuruluşun bütün bölümlerinde çalışanların kalite faaliyetlerin katılımıyla müşteri memnuniyetinin sağlanması ve kuruluşunun karlılığa ulaşmasını sağlayan bir sistemdir. Toplam Kalite Kontrolü bir grup etkinliğidir, aynı zamanda kalitenin sürekliliğinin sağlanması ve kalite iyileştirme çabalarını bütünleştiren etkili bir yöntemdir.
Toplam Kalite Kontrol kavramı zaman içerisinde değişime uğrayarak Toplam Kalite Yönetimi şeklini almıştır. Çünkü kalite, kuruluş üst yönetimi tarafından planlanan sistematik faaliyetlerim bütünü olarak düşünülebilir. Günümüzde artık “Kalite, kontrol edilmez üretilir” düşüncesi büyük önem kazanmıştır.
Toplam Kalite;
1. Kuruluşların yönetiminde bir düşünce devrimidir.
2. Bir ekip çalışmasıdır.
3. Yönetim Kurulundan işçiye kadar herkesin katılımıdır.
4. Planlı, sistematik faaliyetlerdir.
5. Tüketicinin de isteklerini belirterek yönlendirdiği yöntemdir.
6. Eğitimle başlar, eğitimle sona erer[2].
2.3. Kalite Kontrol
2.3.1. Kalite kontrolün amacı
Kalite kontrolün amacı istenen özelliklerden sapmaları ve hataları belirlemektir.
Kalite kontrol, kalite isteklerini sağlamak için kullanılan uygulama teknikleri ve faaliyetleridir.
Kalite kontrol hataları saptamak ve istenilenden sapan değerleri görmek amacıyla kullanılan uygulama teknikleri ve araçlar olarak da tanımlanabilir. Diğer bir deyişle üretilen ürünün, ilgili standartlar ve mevzuatlarla uyumunu karşılaştıran planlı ve sistematik faaliyetlerin tümünü içerir.
Bu faaliyetler yürütülürken; İstatiksel kontrol yöntemleri, işin özelliğine göre çeşitli muayene metotları, numune alma yöntemleri, veri kayıtlama ve sapma miktarları belirlenir. İstatiksel kontrol yöntemleri; istatistik biliminden yararlanarak hatalı ürünlerin kaynağını ve nedenlerini bulmaya yarayan yöntemdir.
Kalite kontrolün ana hedefi standartlar ile ürün arasındaki farklılıkları tespit ederek ortadan kaldıran ve üretim işleminin çeşitli aşamalarında sık sık kontrol ve gözlem yaparak sorunları ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetleri belirlemektir.
Kalite Kontrol; önceleri, sadece bir muayene ve ayıklama faaliyeti olarak başladı. Zaman içerisinde istatistik biliminin imalat sektöründe kullanılmaya başlanılması ile üretimin ara kademelerinde bir kontrol faaliyeti halini aldı ve neticede, kuruluşta bütün çalışanların kalite ile ilgili faaliyetlere katılımını sağlayan sistemlerinin geliştirilmesi ile Toplam Kalite felsefesine ulaştı.
2.3.2. Kontrolün endüstrideki önemi ve yeri
Ülkeler, ürünlerini dış pazarda satabilmek ve rekabet edebilmek için yoğu çaba harcamak zorundalar. Bu durum ülkelerin mal ve hizmet üreten kuruluşlarını, ürün kalitelerini yükseltmeye ve maliyetlerini düşürmeye zorlamaktadır. Bu şartlarda, üretici kuruluşlar ancak Kalite Kontrol, Kalite Güvence Sistemlerini kurarak ve geliştirerek belirli kalite seviyesini yakalayabilecek ve dış pazarlarda rekabet edebilecek düzeye ulaşabileceklerdir. Bu düzeyin sağlanması, bilhassa ülkemizde ekonomik gelişmesinin hızlanması ve milli kalkınmamız için temel bir zorunluluktur.
Sonuç olarak, güçlü bir ülke olmak için güçlü bir endüstriye ihtiyaç vardır. Endüstriyel alanda kalkınmanın sağlanabilmesi için de kuruluşların kalite düzeylerini yükseltmeleri, iç ve dış piyasalarda müşteri memnuniyetini sağlayarak “İlk defa doğruyu yap” prensibi ile maliyetlerini düşürmeleri gerekmektedir. Bu da ancak kalite bilincinin kuruluşlarda oluşturulması ve uygun Kalite Güvence Sistemlerinin kurulmasıyla mümkün olabilecektir.
2.3.3. Kalite kontrol ve üretim ilişkisi
Bir ürün veya hizmetin kalitesini güvence altına almak için sevkıyat aşamasından önce hatalı mamullerin çeşitli metotlarla tespit edilerek müşteriye ulaşmasının önlenmesi gerekir.
Bu ifadeden anlaşılacağı üzere kalite kontrol sadece bir kontrol faaliyeti değil, aynı zamanda bir önleme faaliyetidir. Bazı kalite kontrol tekniklerinin (kontrol şemaları, histoğramlar, pareto analizleri vb.) üretim işlemlerinin ham madde, yarı mamul ve montaj aşamalarında uygulanması ile üretimin ileriki safhalarında görülebilecek hataların önlenmesi ile mümkün olabilecektir.
Bu da ürünlerin; hatalıların ayıklanması, yeniden işlenmek üzere tekrar üretim işlemine dönüşü veya hurdaya ayrılması gibi ihtimalleri minimuma indirgeyeceği için maliyet ve zamandan tasarruf sağlayacaktır. Bu yöntemler ayrıca, oluşmuş olan hataların da sebeplerini tespit etmek amacıyla kullanılabilir ve dolayısıyla aynı hataların zaman içinde tekrarlanmasını önlemek üzere kullanılır.
Sonuç olarak, kalite kontrolünün üretim işleminin bütün aşamalarında uygulaması ile mevcut hataların tespiti, gereken düzeltmelerin yapılması, hatalara sebep olan faktörlerin bulunarak ortadan kaldırılması ve tekrarının önlenmesi işlemleri yürütülür. Böyle bir sistemde, müşteriye uygun olmayan ürünün ulaşmasını önlemek için sadece bitmiş ürün üzerinde yapılan son kontroller değil imalatın tüm safhaları da önem kazanır.
2.3.4. Kalite kontrolün üretime sağladığı faydalar
Kalite kontrol tekniklerinin veya bütün bu teknikleri kapsayan Kalite Güvence Sistemlerinin kuruluşlarda uygulanması ile üretim birimi başına maliyet, zaman ve işçilik giderlerinde önemli miktarda düşmeler olmakta, diğer taraftan da kaynak israfı önlenerek kaynakların en uygun şekilde kullanımı sağlanmaktadır.
Kuruluşlar, iç ve dış pazarlar için zor rekabet koşullarında kaliteli ve ucuz mal üretmek durumundadırlar. Kuruluşlar satışlarında (satışların azalması, maddi manevi tazminatlar, garanti giderleri, yeniden işleme / hurda maliyetleri, kaynak israfı, prestij / pazar kaybı vb. gibi) üretici riski dediğimiz önemli risklere maruz kala bilmektedirler. Bütün bu risklerden en az seviyede etkilenen kuruluşlar, kalite kontrol sistemini kuran ve uygulayan kuruluşlardır.
Kalite Kontrol Sistemini kuran kuruluşlarda;
• Karın pazar payının arttığı,
• Birim zamanda verimliliğin ve kapasitenin arttığı,
• Maliyetlerin düştüğü,
• Müşterilerin ve çalışanlarım memnuniyetin artığı,
tespit edilmiştir.
2.4. Malzeme Kontrolü
2.4.1. Malzeme kontrolünün önemi
Üretim işlemi içerisinde üretimde kullanılacak malzemelerin kontrolü büyük önem taşımaktadır. Üretimde girdi olacak kullanılacak malzemelerin belirlenen kalite seviyesinde olması, kuruluşların üretim aşamasında malzemelerden kaynaklanacak bazı olumsuzlukları en baştan tespit etmesini sağlayacağından zaman ve maliyet kayıplarını büyük ölçüde azaltacaktır.
Bütün bu nedenlerle malzeme satın alma işlemi ve satın alınan malzemenin kontrol aşamaları kuruluşların kalite sistemi içerisinde önemli bir yer işgal etmektedir.
Malzeme kalitesinin kontrolü denilince; üretimde kullanılmak üzere kuruluş tarafından satın alınan tüm girdilerin kalite kontrolünün yapılması anlaşılır. Her bir malzeme için kontrol özellikleri (ürün standardı, satın alma şartnameleri vb. olabilir) muayene metotları belirlenerek bu yöntemlere göre görevli elemanlar tarafından kontrolü yapılmaktadır. Kontroller sonucunda kalite seviyesi istenilen düzeyde olmayan malzemelerin reddedilerek satıcı firmaya geri gönderilmesi veya yüzde yüz muayeneye tabi tutularak ayıklanması ve uygun olanların imalatta kullanılması gerekir.
Malzeme kontrolünün iyi bir şekilde yapılmadığı kuruluşlarda, hatalı malzemeler, üretimin ileri aşamalarına kadar gidebileceğinden montaj veya son ürün kontrollerinde uygunsuzluğa sebep olabileceklerdir. Bütün bu nedenlerle üretimde girdi olarak kullanılmak üzere satın alınan malzemelerin giriş kalite kontrolünün sistematik bir şekilde ve yazılı özelliklere göre yapılması gerekir.
2.4.2. Malzeme kontrol yöntemleri
Üretimde kullanılmak üzere kuruluşa temin edilen malzemelerin kontrol yöntemleri kuruluşun üretim alanına bağlı olarak değişmektedir.
Genel olarak, kuruluşa girdi olarak gelen malzemenin miktarı, ambalaj özellikleri, ambalaj üzerindeki tanımlayıcı bilgiler, gözle görünüş açısından muayene ve eğer gerekiyorsa yapılacak fiziksel veya kimyasal testlerin belirlenmesi şeklinde bir muayene talimatı izlenmelidir.
Daha önce de önemle vurguladığımız gibi, malzeme kontrolünün yapılabilmesi için; kuruluşların, giren malzemenin sınıfına göre yazılı muayene kriterleri mutlaka bulunmalıdır. Bu dokümanlarda o malzemeye uygulanacak muayene metotları açık bir şekilde yazılmalıdır.
Kontrol işlemi ya gelen malzemenin tümü için uygulanır (Bu işlem yüzde yüz muayene olarak adlandırılır) ya da gelen malzemelerden uygun sayılarda örnekler seçilerek bu örnek üzerinde uygulanır. Bu işlem de “Örnekleme Muayenesi” olarak adlandırılır.
Pratikte örnekleme muayenesi olarak adlandırılan işlem yüzde yüz muayeneye göre daha fazla kullanılmaktadır. Çünkü tahribat bırakan muayene metotlarının uygulanması gereken durumlarda, temin edilen tüm malzemelerin teste tabi tutulması gerektiğinden, yüzde yüz muayene metodunun uygulanması mümkün olmayacaktır. Bu durumda gelen malzeme sayısı parti büyüklüğü olarak kabul edilir ve bu partinin özelliklerini yansıtabilecek çoklukta örnekler alınarak, bu örnekler üzerinde malzeme kontrolü yapılır.
2.4.3. Malzeme kontrolünün üretime sağladığı yararlar
Girdilerin üretim aşamasında kullanılmadan önce kontrol edilmesi, ileride çıkabilecek uygunsuzlukların başlangıçta önlenmesi anlamına gelmektedir. Tabi ki bu durumda da kuruluşları, ileriki safhalarda maliyet, zaman ve insan gücü gibi kaynakların kullanımı açısından ek zarardan kurtarmış olacaktır.
Uygun olmayan bir malzemenin üretim işleminin alınması, o malzemeden oluşturulan ürün ya ana kontrollerde yada son ürün kontrolünde ortaya çıkması, düzeltilemeyecek ve yeniden işlenemeyecek bir durumda olması hurdaya ayrılması anlamına gelecektir. Bütün bu aşamalar da kuruluşa maliyet unsuru olarak yansıyacaktır. Eğer kuruluşta ara veya son muayene ve deneyler yüzde yüz yapılmıyorsa (çoğunlukla örnekleme yöntemi kullanılır) alınan örneklerde kusurlu malzemelerden kaynaklanan hatalı ürünleri çıkma riski mevcuttur ve bu ürünler müşteriye kadar ulaşabilir. Bu risk, Tüketici Riski veya Müşteri Riski olarak adlandırılır.
2.4.4. Malzeme kontrolü üretim ilişkisi
Malzeme kontrolünün hassas olarak uygulandığı kuruluşlarda üretim aşamasında malzemeden kaynaklanabilecek kusurlar en aza indirilmektedir. Bu nedenle üretimin ara kademelerinde yapılması gereken kontroller de azaltılabilmektedir.
Örnekleme yöntemlerinin kullanılmasıyla kuruluşlar tarafından yüklenilen bir risk vardır ancak örneklerin partiyi iyi yansıtacak şekilde seçilmesiyle bu risk minimuma inecektir. Kalite Güvence Sistemlerinin uygulandığı kuruluşlarda aynı zamanda firmaların da denetimi yapılabilmektedir. Malzemenin temin edildiği firmanın seçim işlemini de malzeme için bir ön kontrol mekanizması olarak görülebilir.
Sonuç olarak malzeme kontrolü, hem üretici hem de tüketici açısından riskleri en aza indirdiği, prestij ve maliyet kayıplarını önlediği için büyük önem taşımaktadır.
2.5. Ürün Kontrolü
2.5.1. Ürün kontrolünün önemi
Günümüzde teknolojik gelişmelere paralel olarak ürün ve hizmetler giderek daha karmaşık bir hale gelmektedir. Buna karşılık müşteri daha iyi bilinçlenmekte, böyle müşteri talepleri de giderek daha da artmaktadır. Bu pazar içerisinde başarılı olabilmek için her kuruluş ürettiği ürün veya verdiği hizmetin o günkü pazar gereksinimlerini yansıtacak şekilde, kendi kontrol sistemini kurmalı ve kalite için kriterlerini belirleyerek kalite tanımını geliştirmelidir.
Kuruluşlar ancak bu şekilde üretimlerini güvenli olarak kontrol altında tutabilir ve rekabet ortamında yaşayabilir seviyeye ulaşabilecekler ve artan müşteri isteklerini karşılayabileceklerdir.
Ürün kontrolü denilince, tasarım aşamasından müşteriye ulaşana kadar ürün üzerinde yapılan tüm kontroller düşünülmelidir. Diğer bir deyişle bu, hatalı durumların işlem içerisinde bir sonraki aşamaya geçmesini önlemek üzere yapılan kontrollerin tümü şeklinde tanımlanabilir. Bu kontrolleri gerçekleştirmek amacıyla kuruluşlarda bir sistem çerçevesinde kontrol noktaları ve kontrol edilecek parça, ürün miktarı belirlenmelidir.
Günümüz piyasasının zor koşullarında kalite güvence sistemine ulaşmanın yolu kuruluşlarda Kalite Güvence Sisteminin kurulması ve sürekli olarak uygulanmasını sağlamaktır.
2.5.2. Kalite kontrol sisteminin kurulması
Kuruluşlarda Kalite Kontrol Sisteminin kurulması, oldukça uzun ve zahmetli bir periyodu içermektedir. (Kuruluşun mevcut seviyesini, büyüklüğünü, finansal yapısına göre ortalama 6 ay ile 2 yıl arasında bir süre gerektirebilir). Kuruluş üst yönetimi böyle bir sistemi kurmak için karar aldığından, önce bulunduğu seviyeyi belirlemeli ve zamana bağlı planlar yaparak kalite sisteminin gerektirdiği işlemleri yürütmek üzere bir ekip görevlendirmelidir.
Bir plan dahilinde yürütülecek işlemlerin en önemlisi, kuruluş üst yönetimi tarafından kalite amaç ve yönünün resmi olarak belirlenmesi yani Kalite Politikasının oluşturulmasıdır. İkinci adım ise kuruluş personeline verilecek eğitimlerin belirlenerek, kişilerin eğitimlerinin sağlanmasıdır. Bunlar sadece genel kalite eğitimleri olmayıp, üretim sahasıyla ilgili teknik eğitimleri ve kalite sisteminin şartlarını da karşılamalıdır. (Kuruluş içi kalite teknikleri, dökümantasyonun hazırlanması, İstatiksel işlem kontrolü gibi).
2.5.2.1. Kontrol alanlarının ve sisteminin belirlenmesi
Kalite Sisteminin kurulamasında en önemli faktörlerden bir tanesi organizasyon yapısı ve bunun oluşturulmasıdır.
Organizasyon;
• Kalite görevlerinin tanımlanmasının,
• Kalite faaliyetlerinin yürütülebilmesi için yetki sorumlukların belirlenmesini,
• İş tanımlarının yapılmasını,
• Görevlendirmelerin yapılmasını,
• İş ilişkilerinin kurulmasını (Hiyerarşik ilişkiler, Birimler arası faaliyetlerin koordinasyonu için iletişim ve iş birliği kanalları, Kalite görevinin en iyi şekilde yapılabilmesi için birimlerin idaresi, koordinasyonu gibi),
kapsar.
Bu çerçevede düşünüldüğünde kontrol edilecek alanların belirlenmesi öncelikle organizasyon yapısına bağlıdır. Organizasyon ile kuruluşların ana birimleri ve bunlar arasındaki hiyerarşik yapı, görev yetki ve sorumluklarda tanımlanır. Artık ilgili sistem standardı esas alınarak kuruluş organizasyon yapısına göre kendi sistemini tanımlayacak, dökümante edecek ve kritik kontrol noktalarını belirleyecektir.
2.5.2.2. Kalite sorumlusunun görevleri
Kalite Sorumlusu TS-ISO 9000 Standardında Yönetim Temsilcisi olarak tanımlanmıştır. TS-ISO 9000 Standardına göre; Kuruluş yönetimi, bir üyesini bu sistemin yürütülmesi amacı ile temsilci olarak tayin etmelidir. Standarda göre Yönetim Temsilcisinin sorumlulukları;
• Bu standarda uygun olarak kalite sisteminin kurulması uygulanması ve devam ettirilmesini sağlamak,
• Gözden geçirme ve kalite sisteminin iyileştirilmesine esas alınması amacı ile, kalite sisteminin performansı konusunda yönetime rapor vermek, olarak tanımlanmıştır.
Ayrıca kalite sistemi ile ilgili konularda dış kuruluşlarla koordinasyonu sağlamak ta bu temsilcinin sorumlulukları içerisinde sayılabilir. Özetle Kalite Sisteminin kurulması ve kuruluşta sistem gereklerinin yerine getirilebilmesi için yapılacak tüm düzenlemeler Kalite Sorumlusunun görev alanı içindedir.
Kuruluşun büyüklüğüne bağlı olarak yukarıda tanımlanan sorumlukları yerine getirmek üzere genelde kuruluşlarda bir kalite bölümü oluşturulur. Bu bölüm kalite sorumlusunun idaresinde üst yönetime doğrudan sorumlu olarak çalışır.
2.5.3. Toplam kalite kontrolün akışı
2.5.3.1. Kalitenin belirlenmesi
Kalite, müşteri isteklerine bağlı olarak değişebilen bir kavramdır. Kuruluşlar bu aşamada ürün veya hizmet kalitelerini belirlerken, müşterilerden gelen talepleri iyi bir şekilde değerlendirmek ve piyasa araştırması ile müşteri isteğini en iyi şekilde tanımlamak durumundadırlar. Çünkü, müşteri memnuniyetini sağlamak ve kaliteli üretim günümüz koşullarında rekabeti sağlayacak en önemli unsurlardır.
Kalitenin belirlenmesi, kuruluşun kalite politikasını oluşturması ve kalite kavramına bakış acısı ile doğrudan ilişkilidir. Kalite üretimi maliyet ve ek külfet olarak görülen kuruluşlarda, belirlenen kalite seviyesine ulaşmak ve müşteri memnuniyetini sağlamak mümkün olmaz. Oysa hedeflerle yönetim ilkesini benimseyen ve kalite için amaç ve hedefleri olan kuruluşlarda, bu hedeflere ulaşmak üzere yapılan çalışmalar kaliteyi arttıracak ve sürekli gelişimi ağlayacaktır. Kalite Sisteminin veya Toplam Kalite Yöntemi uygulamalarının da ilk şartı hedeflerle yönetim ilkesidir. Bu sistemlerde kalitenin belirlenmesi esastır. Ancak sürekli geliştirilmesi şart olarak belirlenmiştir.
2.5.3.2. Kalitenin üretimi
Kalite kavramı artık sadece son kontrolü ifade etmemektedir, üretim hattını tüm aşamalarında önemle üzerinde durulması gereken bir kavran olarak düşünülmektedir. Tabi ki kontrol noktalarının ve kontrol kriterlerinin belirlenmesi kaçınılmazdır. Ancak kalite sistemleri ile oluşan ve oluşabilecek hatalara ve hata kaynaklarına sistematik bir yaklaşımla çözüm getirilmekte, tekrarı önleyici çalışmalar yapmakta ve hatta bir sonraki aşamaya geçmeden önce ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır.
Bu yaklaşım, kalitesiz ürünü doğal olarak üretildiği aşamada yakalamaya yöneliktir. Kalitenin üretim anında sağlanması ilk defada doğruyu yap prensibini kuruluşlara getirmektedir. Bu prensip çerçevesinde çalışan kuruluşlar, son kontrolleri asgariye indirmekte ve tekrar eden hataları kaynağında tespit ettikleri içinde hatalı üretim oranı düşmektedir.
2.5.3.3. Kalitenin değerlendirilmesi
Kuruluşta elde edilen kalite seviyesinin etkin bir şekilde değerlendirilebilmesi için muayene, deney ve ölçüm sonuçlarının uygun bir şekilde tutulması tüm işlem aşamalarındaki kalite kayıtlarının noksansız bir şekilde başka bir ifade ile tutulması gerekir. Kayıt altına alınan ölçüm sonuçları çeşitli yöntemlerle özellikle istatiksel teknikler kullanılarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeler:
Hataların sınıflandırılması,
Kontrol yöntemleri,
Kontrol çeşitleri,
• Ara kontroller,
• Son kontroller,
2.5.3.4. Kontrolün yapılması
• Tasarım kontrolü,
• Ham madde kontrolü,
• Ölçüm ve deney araçlarının kontrolü,
• Proses (İşlem) kontrolü,
• Son kontrol,
• İstatiksel verilere dayalı kontrol,
2.6. İşletmelerde Kalite Kontrol
2.6.1. Kalite standartları
TS-ISO 9000 Kalite Sistem Standartları, ilk olarak Uluslararası Standart Kuruluşu (ISO) tarafından 1987 yılında yayınlanmıştır. Tarihsel gelişim olarak bakıldığında standart serisinin temeli 1963 yılından beri kullanılan asgari standartlardır. 1987 yılından sonra ISO’ya üye 51 ülkede ve Avrupa Birliğine bağlı ülkelerde içeriği değiştirilmeden Milli Standart olarak kabul edilmiştir.
TS-ISO 9000 seri standartların temelini, birbiri ile bağlantılı olan Kalite Yönetimi Sistemlerini içeren üç ayrı model standart ve model seçiminde kullanılmak üzere hazırlanmış bir kılavuz, bir de tanımların yer aldığı sözcük oluşturmaktadır. Bu serinin yayınlanmasından sonra zaman içinde, özellikle hizmet sektörünün de olaya girmesi ile kuruluşların ihtiyaçlarından kaynaklanan kılavuz standartlar seriye eklenmiştir. Bu seride belgelendirmeye esas olan üç model vardır. Bunlar TS 9001, TS 9002, TS 9003 standartlarıdır.
ISO-9000 standartları dışında yayınlanmış başka kalite standartları da vardır. Bunlardan büyük çoğunluğu Savunma Sanayi amaçlı kullanılmaktadır. Günümüzde en yaygın olarak kullanılan kalite standartları 9000 serisidir. Kalite Yönetimi felsefesini benimsemiş ve yıllardır uygulayan Japonya da bile ISO 9000 Standartlarının uygulanması görülebilmektedir. Çünkü bu standartların kullanımı, çoğunlukla müşteri tarafından talep edilmektedir.
2.6.2. Kalite maliyetleri
Kalite maliyetleri, meydana gelebilecek hataları önleme amacıyla yürütülen faaliyetlerin, planlı kalite muayenelerinin ve mamulün üretim aşamalarında veya müşteriye tesliminden sonra görülen hataların sonucunda ortaya çıkan maliyetlerdir.
Kalite sisteminde temel amaçlardan biri kaliteden ödün vermeden düşük maliyette ürün elde etmektir. Bu nedenle kalitenin ölçülerek maliyete dönüştürülmesi, bu değerlerin diğer kalemlerle birlikte analiz edilmesi kalitenin ve imalat işlemlerinin geliştirilmesi için bir alt yapı oluşturur. Kalite maliyet sisteminin amacı, maliyet azaltma fırsatları sağlayacak kalite iyileştirme çalışmaları yaygınlaştırmak, kuruluşa maliyet unsuru olarak yansıyan parça veya ürünleri tanımlamaktır. Günümüzde artık kalitesiz üretimin kuruluşa getirdiği maliyet unsurlarını ölçmek yaygınlaşmıştır.
Kalite maliyetlerinin değişik sınıflandırmaları yapılabilir. Ancak genelde üç kategoride incelenmektedir. Bunlar, hata önleme maliyetleri, ölçme-değerlendirme maliyetleri ve hatalı sonuç maliyetleridir.
2.6.2.1. Hata önleme maliyetleri
Ürün veya hizmetlerin tüketici isteklerine uygunsuzluğunu önlemek amacıyla özel olarak tasarlanmış tüm faaliyetlerin maliyetidir. Önleme maliyetlerine örnek;
• Pazarlama / müşteri / kullanıcı maliyetleri,
• Ürün / hizmet tasarımı geliştirme maliyetleri,
• Satın alma maliyetleri,
• Üretim / hizmet alt işlemlerinin maliyetleri,
• Kalite yönetim sistemi maliyetleri, olarak sıralanabilir.
2.6.2.2. Kontrol ve hasar masrafları
Bu maliyetler muayene, ölçme ve deney işlemlerinde sorumlu personelin ücretlerini de kapsar. Ancak yeniden işleme sonucu tekrar yapılan muayene ve deneyleri kapsamaz. Örnek olarak;
• Satın alma değerlendirme maliyetleri,
• İşlemlerin değerlendirme maliyetleri,
• Dış değerlendirme maliyetleri,
• Muayene ve deney verilerinin kontrolü,
• Muhtelif kalite değerlendirmeleri, verilebilir.
2.6.2.3. Hatalı sonuç masrafları
Hatalı sonuçların maliyeti, başarısızlık maliyetleri olarak adlandırılır. İç ve dış başarısızlıklar olmak üzere iki sınıfta incelenir.
Kuruluş içerisindeki mühendislik, imalat ve kaliteden meydana gelen problemlerden kaynaklanan veya üretim sırasındaki benzeri hatalardan meydana gelen bütün kayıplar iç başarısızlık maliyeti olarak tanımlanabilir. Ürün veya hizmetin müşteriye dağıtımından sonra kusur veya kusur şüphesi ile maruz kalınan maliyetler ise dış başarısızlık maliyetleridir.
İç başarısızlık maliyetlerine;
• Ürün / hizmet tasarımı başarısızlık maliyetleri,
• Satın alma başarısızlık maliyetleri,
• İşlemlerin başarısızlık maliyetlerini, örnek verebiliriz.
Dış başarısızlık maliyetlerine ise;
• Müşteri şikayetlerinin araştırılması ve incelenmesi,
• İade edilmiş mallar,
• Düzeltme maliyetleri,
• Garanti talepleri, taahhüt maliyetleri,
• Cezalar, müşteri kullanıcı itibarı,
• Kaydedilmiş satışları, örnek olarak verilebilir.
2.6.3. Kalite planlaması
Belirli bir ürün, hizmet, sözleşme veya proje ile ilgili özel kalite uygulamalarını, kaynakları ve faaliyet sınırlarını ortaya koyan dökümanlar kalite planı olarak adlandırılır. Kuruluşlar çalışma metotlarına uygun ve diğer dökümanlar ile çelişki yaratmayacak şekilde kalite planları hazırlanmalıdır.
Kalite planlanması işlem içerisinde yapılacak işlemleri, bunların sıralarını, hangi işlemin hangi cihazla ve hassasiyet derecesinde yapılacağını varsa tolerans sınırlarını, kabul-red kriterlerini ayrıntılı bir şekilde dökümante eden bir sistemdir.
2.6.4. Kalite kayıtları
Kalite sistemini uygulayan kuruluşlarda istenen kalitenin başarıldığını ispatlamak ve sistemin etkili olarak işlendiğini doğrulamak amacıyla kalite kayıtları tutulur. Kuruluşlar, sistem içerisinde hangi kaynakların kalite kayıtları olduğunu acık bir şekilde tanımlamalı ve müşteri kullanımında üründen kaynaklanan herhangi bir zarar oluştuğunda kuruluşun ürünün uygunluğunu ispatlayabilmesi için bunların arşivlenme sürelerini yazılı olarak belirlemelidir. Ayrıca arşiv koşulları, aranan kayıtlara kolaylıkla ulaşabilir şekilde düzenlenmelidir.
Kalite Kayıtlarının saklanması aşağıdaki hususlara göre belirlenir.
• Milli ve Milletler arası standartlar,
• Müşteri ile yapılan sözleşme hükümleri,
• Ürünün normal kullanım süresi,
• Garanti süresi,
Bilgisayar ortamında tutulan kayıtlar varsa silinmelere karşı önlem alınmalı ve uygun yedekleme sistemleri kullanılmalıdır.
2.6.5. Kalitenin belgelendirilmesi
Kalitenin belgelendirilmesi, ürün bazında veya sistem bazında veya hizmet üreten kuruluşlarda hizmet kalitesi baz alınarak yapılabilir. Kuruluşlar belirli bir standarda göre ürettikleri ürünleri bağımsız bir belgelendirme kuruluşu aracılığıyla belgelendirebilir.
Belgelendirme kuruluşu; üretim koşulları, teknolojik yeterlilik, cihazların uygunluğu, ilgili standart şartlarına uygunluk vb. gibi kriterleri, bünyesinde değerlendirir ve yeterlilik sağlanıyorsa belge verme işlemini başlatır. Belge alan kuruluşlar kalitenin sürekliliğinin denetlenmesi için periyodik olarak ara kontrollere tabi tutulurlar. Herhangi bir uygunsuzluk durumunda belgenin iptali yoluna gidilir.
2.7. Kalite Güvence
2.7.1. Kalite güvence sisteminin tanımı
Seri üretim sistemlerinin kullanılmaya başlandığı yıllarda kalite problemleri ile sıklıkla karşılaşılmaya başlandı. Ancak verimli ve etkili bir şekilde üretim yapılmak isteniyorsa bitmiş ürünün ayıklanması yerine muayene ve kontrol faaliyetlerinin en aza indirilmesi şeklinde üretim sisteminin güvence altına alınması gerekir. Bunun için de kuruluşlarda Kalite Güvence Sistemi olarak adlandırılan yapının kurulması zorunludur.
Yapılan araştırmalara göre işletmelerde ortaya çıkan hataların %2-15’ini insan hataları, %85-98’ini de sistemden kaynaklanan hatalar oluşturmaktadır. Bu nedenle hataların kontrol altına alınması ve tekrarının önlenebilmesi için mevcut sistemden kaynaklanan hataların öncelikle giderilmesi gerekmektedir.
Bir kuruluşun temel hedefi müşteri isteklerinin tatminidir. Kalite Güvence Sisteminin de, müşteri isteklerinin tatmini, müşteri tarafından istenilen şartların tam olarak anlaşılması ve bu şartlara uygun ürün veya hizmet üretilmesi anlamına gelmektedir. Bu çerçevede Kalite Güvencesi, çalışma performansının iyileştirilmesi ve sürekli gelişmenin sağlanması gerekmektedir.
Kalite Güvence sisteminin kurulması özetle;
• İşlem ve metotların tanımlanmasını ve dökümante edilmesini,
• Kuruluşunun Organizasyon yapısının oluşturulması,
• Organizasyon yapısı esas alınarak Sorumluluk ve Yetkilerin tayini,
• Çalışanların Motivasyonunun ve Kaliteye Aktif Katılımının sağlanmasını, gerektirir.
Ayrıca bu sistemi kuran ve uygulayan kuruluşlarda;
• İyileştirilmiş, geliştirilmiş ve sürekli kalite,
• Maliyet ve zamandan tasarruf,
• Daha az müşteri şikayetle
• Kaynakların en iyi kullanımı, mümkün olmaktadır.
Bu sistemde; Ürünün tasarım aşamasından müşteriye ulaşıncaya kadar ve hammaddeden son ürün elde edilinceye kadar geçireceği tüm aşamalar önceden tarif edilip, yazılı hale getirilecektir. Ayrıca, yapılan her işlemin uygun bir şekilde kayıtları tutulacak, çalışanlara ürün ve kalite ile ilgili eğitimler verilerek bilinçlendirilecek ve sonuçta ürünün maliyeti artmadan hedeflenen kalite seviyesine ulaşılmış olacaktır.
Kalite artık sadece bu işle ilgili uzmanların görevi olmaktan çıkarak, her seviyeden tüm firma çalışanlarının yaptıkları işte esas almaları gereken bir prensip haline dönüşmektedir.
2.7.2. Kalite metot ve teknikleri
Genel olarak düşünüldüğünde her kuruluşta kendi yapısına özgü, işleyen bir sistem mevcuttur. Kuruluşlar kendi istekleri ile veya müşteri tarafından talep edildiğinde resmi bir Kalite Sistemi kurmak için çalışmalar yaparlar. Bahsi gecen bu sistem kavramı içerisinde, gene kuruluşların üretim yapanlarına, varsa resmi mevzuatlara göre oluşturdukları bir kalite kontrol mekanizması mevcuttur. İşte bu kontrol mekanizmasında uygulanan metot ve teknikleri kuruluşun tanımlaması ve dökümante etmesi gerekmektedir.
Belirlenen Kalite metot ve tekniklerini hazırlayan ve uygulayan personelin konuyla ilgili işbaşı eğitimlerini de almış olması gerekmektedir. Çünkü her kuruluşun üretim alanı farklılık göstermekte ve aynı ürünü üreten kuruluşlar arasında bile uygulanan imalat teknolojisi farklı olduğundan, kullanılacak teknikler çok farklı olabilmektedir.
Bazı kuruluşlar işlem ve ürünü kontrol altında tutmak için İstatiksel Teknikler olarak adlandırılan grafiksel ve tahmine dayalı kontrol metotları kullanmaktadır. Öncelikle doğru ve uygun yerlerden toplanan verilere bazı istatiksel yöntemlerin uygulanması ve sonuçların yorumlanarak sebep-sonuç analizlerinin yapılması, işlem ve ürün hakkında sonuçların analizi ile gerekiyorsa düzeltici faaliyetlerin veya iyileştirme çalışmalarının yapılması esasına dayanmaktadır. Bazı kuruluşlar ise imalat özelliğinden dolayı, çok kritik parametrelerle çalışıyorsa yüzde yüz muayene ile çok sıkı kontrol yöntemleri belirlemektedir.
Sonuç olarak kalite metot ve teknikleri, kuruluşların üretim alanına, üretim teknolojilerinin seviyesine ve kuruluşta uygulanan sisteme göre değişiklikler göstermektedir. Örneğin TS-ISO 9000 Kalite Sistem Standartları resmi olarak uygulanan bir kuruluş, kontrollü şartları sağlamak için kullanacağı istatik teknikleri ve kalite parametrelerini belirlemek zorunluluğundadır. Ayrıca, belirlenen kalite kriterleri, ürünün imalatın karar verilmesi aşamasından başlayarak son kullanıcının amacına hizmet etmesine kadar geçen süreç içinde izlenerek kontrol edilmelidir.
2.7.3. Toplam kalite yönetimi
Şimdiye kadar bahsettiğimiz sistemler içinde Toplam Kalite Yönetimi, müşteri beklentilerini öncelikle karşılamayı amaç edinen ve tüm faaliyetlerini kaliteyi üretim aşamasında elde etmek üzere düzenleyen bir sistemdir. Başka bir deyişle, kuruluştaki herkesin olaya katılımıyla müşteri memnuniyetinin, etkin ve verimli çalışma koşullarının sağlanması ve karlılığa ulaşması anlamına gelmektedir.
Toplam Kalite Yönetimi felsefesi, müşteri beklentilerinin sürekli olarak gelişmesi nedeniyle bunları da aşan bir gelişmeyi sağlamak için tüm işlemlerin (birimler bazında yürütülen işlemler) sürekli olarak geliştirilmesini ve bu faaliyetlerin herkesin katılımı ve işbirliği ile gerçekleşmesini (ekip çalışması) hedef almaktadır.
Toplam Kalite Yöntemi’nin amaçlarını kısaca özetlersek; kuruluşların rekabet gücünü geliştirirken, kaynak israfını önlemekte, verimliliği artırmakta ve maliyetleri düşürmektedir. Dolayısıyla yüksek kalitede ürünlerin daha düşük fiyatlarla tüketiciye sunulması ise pazar payını arttırmakta ve kuruluşa kar sağlamaktadır.
Doğal olarak bu sisteme geçiş kuruluşlar için uzun süreli yoğun cabalar gerektirmektedir. Öncelikle kuruluş üst yönetiminin bu felsefeyi benimsemesi ve inanması, daha sonra tüm çalışanların benimsenmesi ve öğrenmesi için yoğun eğitim faaliyetlerinde bulunulması zorunludur. Sistemin temelinde eğitimin ve ekip çalışmasının büyük önemi vardır. Bu sisteme inanan kuruluşların tüm faaliyetlerini kaliteyi amaçlayarak düzenlemesi ve sürekli gelişmeyi kendine prensip edinmesi gerekecektir.
2.7.4. Denetim ve belgeleme
Kalite Güvence Sisteminde üretim, tasarım aşamasından başlayarak ham madde temini, üretim, pazarlama ve satış sonrası servis hizmetlerine kadar tüm aşamaları kapsayacak geniş bir süreç içinde ele alınmaktadır. Böyle bir süreçte, kuruluşlar için, kalite sisteminin etkinliğinin değerlendirilmesi konusu büyük önem arz etmektedir. Zira bu kuruluşun kendi çalışma koşulları ve sistemi içerisinde kaliteli üretim, hizmette ne ölçüde başarılı olduğunun ve bunun zaman içerisinde gelişme seyrinin tespiti denetim yoluyla sağlanabilecektir. Bu nedenle Kalite Güvence Sisteminin denetimi (tetkiki), üretim sürecinin tümünü kapsamakta ve sistemin işlerliğini ve etkinliğini kayıtlardan yararlanarak belirlemektedir.
Denetim kavramı, TS 9005 / ISO 8402’de Tetkik olarak kullanılmıştır ve “Kalite ile ilgili faaliyetlerin ve sonuçlarının, planlanan düzenlemelere uygunluğunu, bu düzenlemelerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını ve kalite hedeflerine ulaşmak için bu sistemin uygun olup olmadığını sistematik ve bağımsız olarak incelenmesi şeklinde tanımlanır.”
Denetim veya tetkik kavramını üç kısma ayırarak inceleyebiliriz.
1- Öncelikle kuruluşların kendi içlerinde yaptıkları (TS-ISO Standartları madde no 4.16) Kuruluş içi Kalite Tetkiki’nden söz edelim. İç kalite tetkikleri, kuruluşun kendi elemanlarına veya dışarıdan bazı kuruluşlara belirli periyotlarla yaptırdığı denetim şeklidir. Kısaca, kuruluşun öz eleştirisi olarak özetlenebilir. Belirli bir sistem / standart esas alınarak bu sistemin gereklerinin ne derece yerine getirildiği ve etkin bir işleyiş olup olmadığının denetlenmesidir. Bu denetleme esasında tetkik teknikleri konusunda eğitimli personelin kullanılması gereklidir. Tetkik personeli, kalite kayıtları olarak adlandırdığımız kayıtlardan yararlanarak ve objektif deliller sunarak işlemleri yürütürler. Bu tetkik şekli 1. Taraf Tetkiki olarak adlandırılır.
2- Bazı kuruluşlar üretimde girdi olarak kullanılmak üzere satın aldıkları hammaddeleri temin eden kuruluşları (Bu kuruluşlar Taşeron Firma veya Yan sanayi olarak adlandırılmaktadır) denetime tabi tutarlar. Bu tür denetim 2. Taraf Tetkiki olarak adlandırılır. Genelde bu işlem, girdi olarak temin edilen malların kalitesini arttırmaya yönelik olup, girdi kontrollerinin de yapısı ve miktarını etkiler. Taşeron Firmanın mahallinde yapılan tetkik sonuçlarına göre girdi kontrollerinin sıklıkları artabilir ve azalabilir.
3- Bir kuruluşta, oluşturulan ve dökümante edilen kalite sistemi kuruluşunun talebi üzerine ilgili standart esas alınarak bağımsız bir belgelendirme kuruluşu tarafından resmi olarak denetlenebilir. Bu tetkik şekli de 3. Taraf Tetkiki olarak adlandırılır. Bağımsız bir kuruluş tarafından (TSE gibi) yapılan tetkikte belirli bir talimat gereği, müracaat eden kuruluşun öncelikle dokümanları yeterlilik açısından incelemeye tabi tutulur. (Bu işlem Yeterlilik Tetkiki olarak adlandırılır). Yeterli dokümantasyon yapısına sahip olan kuruluşlar kuruluşun faaliyet alanı esas alınarak resmi bir tetkik işlemine tabi tutulurlar ve sonucun olumlu olması halinde kendilerine ilgili standart referans gösterilerek bir belge tanzim edilir.
Belgelendirme işlemi, belgelendirme kuruluşuna ürün veya hizmet üreten firmanın resmi talebi ile başlar. Firma ilgili sistem standardını esas alarak hazırladığı müracaat formlarını ve dokümantasyonunu Belgelendirme Kuruluşuna teslim eder. Kuruluş tarafından yapılan yeterlilik tetkiki sonucu, olumlu ise firmanın mahallinde tetkike gidilir (Bu İşlem Belgelendirme Tetkikidir). Bu tetkik için sektöre uygun ve tetkik teknikleri konusunda eğitim almış (Tetkik Görevlisi) uzman bir ekip görevlendirir. Yeterlilik Tetkiki yani Doküman inceleme sonucu olumsuz ise, firma ile temasa geçilerek eksikliklerin tamamlanması istenir. Belgelendirme tetkiki sonucu olumlu olursa, firma için faaliyet alanını da tanımlayan bir belge düzenlenir ve yıllık periyotlarla ara kontrolleri yapılır. (Ara kontroller Gözetim Tetkiki olarak adlandırılmaktadır.) TS-ISO 9000 kalite sisteminde verilen bu belgenin geçerliliği üç yıldır. Bu sürenin sonunda firma isterse yeniden başvuruda bulunabilir.
Belgelendirme Tetkiki sonucu olumsuz ise, firmaya eksikliklerini bildiren bir rapor düzenlenir ve bu raporla karar verilen sürenin sonunda yeniden tetkik için ziyaret edilir bu işlem (Takip Tetkiki olarak adlandırılır.) Takip Tetkiki sonucunda olumsuzluklar giderilmişse belge işlemi yürürlüğe girer. Ancak giderilmemişse kuruluşun istediği esas alınarak ya düzeltmeler için yeniden süre verilir (bu işlemin tekrarı Belgelendirme Kuruluşunun talimatlarına / prensip kararlarına bağlıdır) yada kuruluş belgelendirme isteğinden vazgeçebilir.
Belge tanzim aşamasında firma ve belgelendirme kuruluşu karşılıklı yükümlülüklerini içeren bir sözleşme imzalarlar. Yani bu sözleşme ile Belgelendirme Kuruluşu, belge verdiği firmaların tüketiciye karşı olan sorumluluklarını sözleşme çerçevesinde paylaşmaktadır.
2.7.5. Risk analizi
Riskler, hatalı ürün veya hizmetlerin sonucunda ortaya çıkabilecek olumsuz etkenlerdir. Riskleri, üretici kuruluş için riskler olarak ayrı ayrı sınıflandırabiliriz.
2.7.5.1. Üretici için riskler
• Satışların azalması,
• Prestij kaybı,
• Kaynakların israfı ve verim düşüşü,
• Çalışanların motivasyonlarının düşmesi,
• Maddi ve manevi tazminatlar.
2.7.5.2. Müşteri için riskler
• İnsan sağlığı ve güvenliğini tehlikeye düşüren kusurlar,
• Mal ve hizmetlerde tatminsizlik,
• Güvensizlik, olarak özetlenebilir.
2.7.6. Kalite geliştirme aşamaları
Kuruluşlarda Kalite Sisteminin başarısı, çeşitli alanlarda yapılabilecek gözlemlerle ve tutulan kalite kayıtlarından elde edilebilecek bilgilerle değerlendirilebilir. Bu alanlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir;
• Kalite Maliyetlerinin değerlendirilmesi,
• Müşteri şikayetlerinin değerlendirilerek, müşteri memnuniyetinin incelenmesi,
• Üretim kalitesinin değerlendirilmesi,
• Yan Sanayi (Taşeron) değerlendirilmesi,
• Kalite için tespit edilen hedeflerin değerlendirilmesi,
Bu değerlendirme sonuçlarına göre, kuruluşlar geliştirilecek alanları belirleme ve geliştirme çalışmalarını planlamak üzere faaliyetlerini başlatırlar.
Günümüzde Kalite Geliştirme çalışmalarında kullanılan pek çok araç ve teknik vardır. Burada önemli olan husus, bu çalışmalar yürütülürken ciddi bir planlama yapılması ve bilimsel tekniklerin kullanılması.
Kaliteyi sürekli geliştirmek için;
• Önce bir plan yapmak,
• Planı uygulamak,
• Sonucu kontrol etmek,
• Planı geliştirmek ve gerekli önlemleri almak, gerekir.
Birçok kuruluş kalite geliştirme çalışmalarında İstatistiksel Yöntemler kullanmaktadır. Bu tekniklerden en çok kullanılanları, Sebep-sonuç analizi, Pareto analizi, Beyin fırtınası yöntemleridir.
Bunların dışında Kalite Çemberi, Kalite Geliştirme Grupları gibi grup çalışmaları kalite problemlerini çözmek, problem alanlarını daraltmak ve sürekli gelişimi sağlamak amacıyla kullanılan insan faktörünü de ön plana çıkartan, aynı zamanda motivasyonu sağlayan yöntemlerdir.


















3. STANDART KAVRAMI
3.1. Standardın Tanımı
Standardizasyon, Milletler arası Standardizasyon Teşkilatı’nın (ISO), kabul ettiği şekliyle, “Belirli bir çalışmanın, o çalışma ile ilgili bulunanların ve özellikle ekonominin yararına olarak yapılabilmesi için tüm tarafların, katkı ve işbirliği ile belirli kurallar koyma ve bu kuralları uygulama işlemidir” biçiminde tanımlamak mümkündür.
Bu tanımı incelediğimizde şu özellikler görülür.
• Öncelikle bir çalışma söz konusudur. Bu çalışma ekonomik alanda olacağı gibi, bilimsel bir araştırma, bir deney, uygulama ile ilgili bir metot, sosyal amaçlı herhangi bir çalışma da olabilir.
• Bu çalışma, üretici, tüketici gibi tüm ilgili tarafların ekonomik yararını gözettiği gibi sosyal hayatı da olumlu yönde etkileyeceğinden buna toplum yararı demek doğru olur.
• Belirli kurallar koymak ve bu kuralları uygulamak gereklidir.
• Kural koyma ve uygulama çalışmalarında ilgililerin hepsinin katkıları ve işbirliği bulunmalıdır.
• Standardizasyon çalışması sonucu ortaya çıkan belge, doküman veya esere de “Standart” denilmektedir. Standardizasyon; bilimsel, teknik, ve deneysel araştırmaların kesinleşmiş sonuçlarını esas alır. Yalnız günümüzün şartlarını tespit etmekle yetinmez, aynı zamanda geleceğin gelişme imkanlarını da göz önünde bulundurur, gelişmeye ayak uydurur.
Standardizasyon yeni bir buluş değildir. İnsanlık tarihi kadar eskidir. İnsanoğlunun karışıklıktan kurtulmak bir düzen yaratmak şeklinde beliren içgüdüsünün bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İlk çağlarda insanlar, birbirleri ile anlaşabilmek için standart bir dil kullanmayı öğrenmiş, belirli amaçlar için çeşitli el aletlerini şekillendirmiş, kalite ve fiyat unsurlarını da içine alan bir sistem çerçevesinde mal ve hizmetlerin değişimini mümkün kılmıştır.
Standardın konusunu genellikle her türlü madde, malzeme, ürün ve mamuller gibi somut kavramlar ile terimler, birimler ve semboller, metotlar, uygunluklar gibi soyut kavramlar oluşturmaktadır. Ekonomik, sosyal ve kültürel hayatın her kademesinde binlerce standart konusu bulunmaktadır. Günlük hayatı bu kadar yakından ilgilendiren ve kapsayan başka bir konu bulmak güçtür.
3.2. Standardın Sağladığı Faydalar
İnsanlığın ve teknolojinin her alanda baş döndürücü bir hızla ilerleme gösterdiği günümüzde standartlar üreticiler, tüketiciler ve sonuçta milli ekonomiler açısından sayısız yararlar sağlanmaktadır. Konu bütün insanlığı ilgilendirdiğinden kişilerin ve toplumların refah ve mutluluğunu arttırmak, ekonomik barışı sağlamak, savaşsız ve barış içinde bir gün yaratmak temel amaçtır.
3.2.1. Standartların üreticiye sağladığı faydalar
• Üretimin belirli plan ve programlara göre yapılmasına yardımcı olur.
• Uygun kalitede seri imalata imkan sağlar.
• Kayıp ve artıklar en az seviyeye iner.
• Verimliliği ve hasılayı arttırır.
• Depolamayı kolaylaştırırlar.
• Maliyeti düşürür.
3.2.2. Standardizasyonun tüketiciye sağladığı faydalar
• Tüketicinin can ve mal güvenliğini korur.
• Karşılaştırma ve seçim kolaylığı sağlar.
• Sipariş ve alım işlerini kolaylaştırır alıcıların fiyat ve kalite yönünden aldanmalarını önler.
• Ucuzluğa yol açar.
3.2.3. Standardizasyonun milli ekonomiye sağladığı faydalar
• Milli sanayii belli hedeflere yöneltir.
• Milli üretimin kalite yönünden gelişmesinde yardımcı olur.
• Ekonomide arz ve talebin dengelenmesine yardımcı olur.
• Ekonomik barışı sağlar.
• Dağıtım masraflarını azaltır.
• İhracatta üstünlüğü sağlar.
• Milli karakterde bir sanayinin kurulmasına ve gelişmesinde öncülük yapar.
• Yan sanayinin kurulmasını ve gelişmesini sağlar.
3.3. Standardın Gelişimi
Standartlar, ilk insanlar tarafından içgüdüsel olarak uygulanmıştır. Bu standartlar, çağlar boyunca önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Orta Çağda, vücudun çeşitli kısımları ele alınarak, parmak kalınlığı, arşın, ayak, kulaç, adım gibi ölçü birimleri kullanılmıştır.
Sümer ve Mısır medeniyetlerinde standardize edilmiş şehir planlaması, su ve kanalizasyon donatımları, ev inşaatı ve hatta ağırlık ve diğer ölçülere rastlanmıştır. Babil şehri yakınlarında da 1, 2, 4, 8, vb. oranlarda artan ağırlık ölçüleri ile ondalık sisteme göre bölünmüş ölçü aletleri görülmüştür. M.Ö. 2400-2350 yıllarında, Babil Kralı Dungi, ağırlık ölçüleri standartlarını belirleyerek asıllarını saklamış ve ölçü birimlerinin bunlara göre yapılmasını sağlamıştır.
Metrik yada ondalık adı verilen ölçü sistemi, 1790 yılında uygulamaya girmiştir. 9 Aralık 1800 tarihinde kabul edilen bir yasa ile metrik ölçü sistemi olarak yürürlüğe girmiştir.
I. Dünya Savaşı’nda, özellikle silah yapımında toplu üretime geçilmiş ve birleştirilen parçalar standartlaştırılmıştır. II. dünya Savaşı sırasında müttefik ülkelerin birbirinin ürettikleri parça ve malzemeleri kullanamamaları, onların standartlaşma konusuna eğilmelerine vesile olmuştur.
Teknolojik, sosyal ve siyasal gelişmeler, önceleri fabrika seviyesinde başlayan standartlaştırma çalışmalarının 20. yüzyıl başından itibaren, milli ve milletler arası seviyede sürdürülmesi gereğini ortaya koymuş ve ilk standart teşkilatı ise 1901 yılında İngiliz Standartları Enstitüsü (BSI) kurulmuştur. İlk milletler arası standart teşkilatı ise 1906 yılında Milletler arası Elektroteknik Komisyonu (IEC) olarak faaliyete geçmiştir. Daha sonra, Birleşmiş Milletler Standart Koordinasyon Komitesi, milli standart kuruluşlarına, milletler arası bir nitelik kazandırmak amacıyla bir forum düzenlemiş, bu forumda alınan kararlar üzerine 1946 yılında Milletlerarası Standardizasyon teşkilatı (ISO) kurulmuştur.
Dünyada standardizasyon konusunda durum böyle iken ve henüz yeni sayılan metotlu standardizasyon akımı başlamadan çok önceleri, atalarımız belirli ölçüler ve kurallar koyarak belli özelliklere sahip mal imal edilmesi yoluna giderek Dünya sanayi tarihine değerli belgeler armağan etmişlerdir. Elimizde bulunan ve bu gerçeği doğrulayan en eski yazılı belge 1502 yılında zamanın padişahı Sultan İkinci Bayezid Han tarafından yayımlanan KANUNNAME-İ İHTİSAB-I BURSA (Bursa Belediye Kanunu)’dur. Bu kanunda bütün tarım ve hayvan ürünleriyle o tarihte mevcut sanayi mamulleri, gerek vasıf, gerek fiyat yönlerinden standart esaslara bağlanmış ve özel bir teşkilatla bunlar kontrol altında tutulmuştur. Tuz, ekmek, sebzeler, et, yumurta, süt, yoğurt, peynir, tekstil mamulleri, börekler, orman ürünleri, mücevherat, mutfak eşyaları, deri ve deri mamulleri, ayakkabılar gibi çeşitli maddelerin özellikleri, ayrı ayrı belirtilerek, bugünkü anlamda standardize edilmiştir. Günümüzde, bu mamuller için verilen birçok özellikler sanayi ve ticari faaliyetlerimizde önemini hala muhafaza etmektedir.
Görüldüğü üzere, daha o tarihlerde üretimin teknik ve ekonomik yönü birlikte ele alınmıştır. Üretimde standardizasyon sağlama “Devlet Politikası” olmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu’nun duraklama devrinde aynı gelişme sürdürülememiştir. Standart ve tüketici ile ilgili münasebetler XVII. Yüzyıldan itibaren kadıların fetvaları veya pazar nizamnameleri ile yerine getirilmiştir.
3.4. Dünyada Standart Kavramları
Standart terimi, İngilizce’de “Standart”, Fransızca ve Almanca’da “Norm” kelimeleri ile ifade edilen evrensel bir kavramdır. Günümüzde Dünya küçülmekte, ticari zihinlere durgunluk veren boyutlarda genişlemektedir. Standardın amacı ticareti kolaylaştırmaktır. Dış pazarlarda kalıcı yerler edinebilmek için standardizasyona büyük değer vermek gerekmektedir.
Dünya da standart kavramı, uygulama alanına göre beş grupta toplanmaktadır. Bunlar;
• İşletme Standartları,
• Endüstri standartları,
• Milli standartlar,
• Bölgesel standartlar,
• Milletler arası standartlar, dır.
3.5. Tüketici ve Standart
Çağımızda bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile sanayileşme insan yaşamını kolaylaştırdığı gibi toplumsal ihtiyaçları ve sorunları çok boyutlu ve kapsamlı bir duruma getirmiştir. Bu toplumsal ihtiyaç ve sorunlar tüketim ve tüketici hakları kavramının doğmasına neden olmuştur.
3.5.1. Tüketim nedir?
Tüketim, mal ve hizmetlerin beşeri hizmetleri karşılamak amacıyla doğrudan doğruya kullanılmasıdır. Mal ve hizmetlerin bir üretim için kullanılması ise dolaylı tüketimdir.
3.5.2. Tüketici kimdir?
Geniş anlamda tüketici; hayatını, varlığını ve faaliyetlerini sürdürebilmek için bir mal ve hizmet edinip kullanan her kişiye denir.
4077 Sayılı Tüketici Korunması Hakkındaki Kanunda da tüketici; “Bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişidir” diye ifade edilmektedir.
3.5.3. Tüketici hakları
Tüketicilerin 15 Mart 1962 Yılında A.B.D. başkanı John F.J. Kennedy’nin Tüketici Haklarını Korunması Özel Mesajı ile kendilerine tanılan ve günümüze kadar kapsamı genişleyen evrensel hakları bulunmaktadır. Bu hakları şu sıra ile özetleyebiliriz:
• Temel İhtiyaçların Karşılanması,
• Güvenlik ve Güven Duyma Hakkı,
• Bilgi Edinme Hakkı,
• Seçme Hakkı,
• Sesini Duyurma (Temsil Edilme) Hakkı,
• Tanzim Edilme Hakkı,
• Eğitilme Hakkı,
• Sağlıklı Bir Çevreye Sahip Olma Hakkı.
3.5.4. Alış verişte dikkat edilmesi gereken hususlar
3.5.4.1. Alış veriş öncesinde dikkat edilecek hususlar
• İhtiyaçlar doğru olarak tespit edilmelidir.
• Bir harcama planı yapılmalıdır.
• Alış veriş listesi hazırlanmalıdır.
• Alış veriş için en uygun zaman belirlenmelidir.
• Satın alacağınız mal / mallar ve şarlarını inceleme imkanı bulabilecek kadar alış veriş zamanı ayrılmalıdır.
• Bazı mallar için farklı fiyat dönemleri vardır. Özellikle mevsimlik malların fiyatlarının mevsim sonunda düştüğü göz önünde bulundurulmalıdır.


Bu içeriğin geçmişi:
12 Aralık 2009 00:06:20 tarihinde sendetiklat tarafından taşınmış.


mahonick
Üye
mahonick

Puan: 1768.5

mahonick şu anda çevrimdışı
Gönderilme Tarihi: 09 Kasım 2009 23:09:58 | # 1


3.5.4.2. Alış Veriş Esnasında Dikkat Edilecek Hususlar
• Alış veriş esnasında iyi piyasa araştırması yapılmalıdır.
• Değişik yerlerdeki malın kalitesi fiyatı karşılaştırılmalıdır.
• Alış verişte,en fazla reklamı olan mallar için değil,tarafınızca denenmiş ürünler kullanılmalıdır. Ayrıca eş-dost çevrenin de önerileri dinlenmelidir.
• Alış verişte TSE’den belgeli mallar tercih edilmelidir.
• Alış veriş listesinin dışına çıkıp planlanıp mallar ve miktarlar dışında alış veriş yapılmamalıdır.
• Satın alınacak malın çeşidine göre kullanım ve bakım özellikleri öğrenilmelidir.
• İndirimli satışların çekiciliğe kapılıp ihtiyacınız olamayan ve az kullanacağınız mallar satın alınmamalıdır.
• İndirimli satışlarda dikkatli olunmalı, malın modeli eski, serisi bitmiş, defolu veya bozuk olacağı unutulmamalıdır.
• Tartı ve ölçü aletlerinin kullanımına dikkat edilmelidir.
• Üreticisi belli olmayan mallar satın alınmamalıdır.
• Taksitli satışlarda taksit şartları ödeme vadeleri ve diğer yükümlülükler mutlaka öğrenilmelidir.
• Kapıya gelen satıcılardan alış veriş yapılmamalıdır.
• Alış veriş esnasında satın alınan malın, çalışıp çalışmadığı kontrol ettirilmelidir.
• Satın alınan mamulün garanti belgesi, tanıtım kılavuzu, etiketi ve ambalajı dikkatle incelenmelidir.
Dayanıklı Tüketim Maddelerini Satın Alırken;
• Firmanın yaygın ve etkin bir servis teşkilatına sahip olup olmadığı araştırılmalıdır.
• İleride olabilecek arızalarda tamiri mümkün olmayan ve parçası bulunmayan cinsten mallar alınmamalıdır.
• Satın almaya karar vermeden, ihtiyacınızla piyasadaki modeller karşılaştırılmalıdır.
• Garanti belgesini neleri ihtiva ettiği öğrenilmelidir (Parça değiştirme, işçilik vb. dahil mi?)
• Malı satın aldıktan sonra garanti belgesi satıcı firmaya yada yetkili servise imzalatılmalıdır.
Gıda Mallarını Satın Alırken de;
• Açık, ambalajsız satılan gıda maddeleri satın alınmamalıdır.
• Gıda maddeleri ve ilaçları imalat ve son kullanma tarihlerini, ürünün ve ambalajın bozuk olup olmadığına mutlaka bakılmalıdır.
3.5.4.3. Alış Veriş Sonrası Safhada Dikkat Edilecek Hususlar
• Aldığınız malların kullanma ve bakım talimatı mutlaka incelenmelidir.
• Alış veriş esnasında verilen makbuz, fatura ve garanti belgesi saklanmalıdır.
• Satın aldığınız mal hatalı yada arızalı ise ilk olarak satın aldığınız yere başvurun.
• Tüketici yasal haklarını mutlaka kullanmalıdır.
Sonuca ulaşmada ısrarlı ve kararlı olunmalıdır. Ayıplı mal kabullenilmemeli, yasal işlemler için yetkili kuruluşlara haber verilmelidir.
4077 Sayılı Kanunda belirtildiği gibi, standarda aykırı mal ayıplı maldır.
3.6. TSE’den Belgeli Ürün ve Hizmetlerin Tüketiciye Sağladığı Faydalar
TSE tarafından hazırlanan bütün standartlar gerek üreticiye gerekse tüketiciye yol gösteren bilimsel ve teknik dokümanlardır.
TSE’den belgeli ürün ve hizmetlerin gerek üreticiye, gerekse tüketiciye ve ülkemizin ekonomisine sağladığı faydalar tartışılmazdır. Ancak bu çok yönlü faydaları sağlayabilmek için mal ve hizmetlerde TSE Markası aramak ve TSE Markalı mal ve hizmeti kullanarak sahiplenmek gerekmektedir.
3.7. TSE’nin Tüketici İle İlgili Çalışmaları
3.7.1. Tüketici şikayetlerinin değerlendirilmesi
Türk Standartları Enstitüsü, Türk Standartlarına veya gelişmiş ülkelerin standartlarına yada diğer teknik özelliklere göre üretimde bulunan firmalarla belge sözleşmesi yapılmaktadır. Bu sözleşme ile hatalı ürünleri üreten firmaların tüketicilerin zararını telafi etmesi hükme bağlanmıştır.
Bu sözleşme gereği, firma ürünü piyasaya arz ettikten sonra sözleşme metninde yer alan ve tarif edilen ürünlerde;
• Yapım hatası,
• Malzeme hatası,
• Konstrüksiyon hatası,
olması halinde, malı üreten imalatçı konumundaki firma, söz konusu ayıplı malı;
• Ücretsiz tamir etmek,
• Yeni ve uygun olanı ile değiştirmek, zorundadır.
TSE ile sözleşme imzalayan bir firma, “Belgelendirme Talimatı’nın” ilgili maddesini yukarıda ifade edilen şekliyle aynen kabul eder.
3.7.2. Tüketiciler şikayetlerini nereye ve nasıl yapmaktadır?
TSE’nce belgelenmiş bir mal veya hizmeti satın alan bir tüketici bunlardan bir şikayeti olduğunda;
3.8. Tüketicinin Bilgilendirilmesi Çalışmaları
Tüketicinin bilgilendirilmesi için yapılan çalışmaların bazıları şunlardır:
• Eğitim, Seminer ve Sempozyum Çalışmaları,
• Yayın Çalışmaları,
• Radyo ve Televizyon Programları ve Yazılı Basın ile İlişkiler,
• Sergi ve Fuarlar.
3.9. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Amacı ve Tüketiciyle Getirdikleri
Tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını korumak, aydınlatmak, eğitmek, zararlarını tazmin etmek, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmek amacıyla çıkarılan “4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” 08.03, 1995 tarih ve 22221 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Kanun 08 Eylül 1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Kanun, 5 temel kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda; amaç, kapsam ve Kanunda geçen değimlerin tanımına yer verilmektedir. Kanunun ikinci kısmı, tüketicinin korunması ve aydınlanması içeriğinde olup, tüketicilerin hakları ve bu haklara ait uygulamalar sırasında hem tüketici hem de imalatçı, satıcı, bayi, acente sorumluluk ve yükümlerini düzenlemektedir. Bu kısımda tüketim için önemli bilinen reklamlara konusunda hükümler bulunmaktadır. Aynı kısımda reklamlarla ilgili hükümlerden başka; Ayıplı Mal ve Hizmetler, Satıştan Kaçınma Taksitli satışlar, Kampanyalı Satışlar, Tüketici Kredisi, Etiket, Garanti Belgesi, Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu, Servis Hizmetleri,Ticari Reklamlar ve İlanlar başlıkları altında önemli düzenlemeler yer almıştır.
3.9.1. 4077 Sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun’un tüketiciye etkisi
Kanun ile tüketiciye tanınan hakları şu şekilde sıralamak mümkündür:
• Öncelikle bu kanun ile Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütü tarafından ilan edilen 8 hak Türk tüketicisine de tanındı.
• Kanuna göre, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vadedilen veya standardında tespit edilen nitelik veya niceliğine aykırı olan yada tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler, “Ayıplı” olarak kabul edilmektedir. Ayıplı mal teslim alındıktan sonraki 15 gün içinde geri verilecek veya değiştirilecek;
• Satılan malın ayıbı gizli nitelikte ise veya ayıp tüketiciden hile ile gizlenmiş ise satıcı 15 gün içerisinde kendisine baş vurulmadığını ileri sürerek sorunluktan kurtulamayacak,
• Satıcı daha uzun bir süre için garanti vermemiş ise ayıplı maldan veya ayıplı malın neden olduğu her türlü zarardan dolayı açılacak davalar iki yıllık zaman aşımına tabii olacak,
• Satışa sunulacak kullanılmış, tamir edilmiş veya ayıplı mal üzerine veya ambalajına imalatçı veya satıcı tarafından alıcının kolaylıkla okuyabileceği şekilde “Özürlüdür” ibaresi yazılacak. Bu durum tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde de gösterilecek,
• Ayıplı malın neden olduğu her türlü zarardan dolayı tüketiciye karşı satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müştereken sorumlu olacak,
• Kapıdan satışlarda tüketici 7 günlük tecrübe ve muayene süresi sonuna kadar malı kabul veya hiçbir gerekçe göstermeden reddetmekte serbest olacak.
• Satışa arz edilecek malların veya ambalajların yahut kapların üzerine kolaylıkla görülebilir, okunabilir şekilde o malın cinsi ve fiyatı hakkında bilgileri içeren etiket konulması veya aynı bilgileri kapsayan listelerin görülebilecek şekilde uygun yerlere asılması zorunlu olacak,
• Garanti süresi içerisinde sık sık arızalanması sonucu maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması hallerinde, tüketici, malın ücretsiz olarak yenisi ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebilecek.
• Sanayi ve Ticaret bakanlığı, hangi sanayi mallarının garanti belgesi ile satılmak zorunda bulunduğunu ve bu malların arızalarının tamiri için gereken azami süreleri TSE ile birlikte müşterek tespit ve ilanla görevlidir.
• Servis istasyonlarında aranacak özellikler, konularına göre hazırlanmış olan Türk Standardı mevcut ise Türk Standartlarına, Türk Standardı hazırlanmamış konularda ise, TSE tarafından tespit edilen teknik kriterlere uygun olacaktır.



4. STANDART ÇEŞİTLERİ
4.1. ISO Standartları
ISO 9000 serisi standartları, bir kalite güvence sistemi oluşturmak veya mevcut bir kalite sistemini değiştirmek için kullanılan standartlardır.
4.1.1. Kullanım alanı
ISO 9000 serisi standartları, üretim yapan işletmelerde yani metal, plastik, mobilya gıda, otomotiv, kimya, elektronik gibi sektörlerde faaliyet gösteren endüstriyel işletmelerde de kullanılabilir. Örneğin: Otel, Hastane, Ticari Bürolar gibi hizmete dayalı organizasyonlarda da kullanılabilmektedir.
4.1.2. İşletme büyüklüğü
ISO 9000, büyük ve orta büyüklüklerdeki işletmelerin (BOBİ’ler) kalite güvence sistemi için söz konusu olduğu gibi, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ’ler) kalite güvence sistemi için de söz konusu olmaktadır.
4.1.3. Personel istihdamı
Personel istihdamı açısından, 10 kişi çalıştıran firma için de söz konusu standart serilerinden biri geçerli olmakta, birkaç 1000 kişi çalıştıran firmalar için de standardın serilerinden biri veya öteki (organizasyon süreçlerine göre) geçerli olmaktadır[3].
4.1.4. Hangi standardı seçmeli
Endüstriyel işletmeler, işletmelerini ISO 9000 normuna göre belgelendirmek istediklerinde ve buna karar verdiklerinde, karşılaşılan soru, işletmenin hangi belgeyi alması gerektiğidir. Bu nedenle ISO 9000 serisini inceleyelim:
4.1.4.1. ISO 9000 standardı
Bu standart secim ve kullanım kılavuzu olup, kalite güvence sistemi standartlarını seçerken, hangi kriterlere göre secim yapmamız gerektiğini gösterir. (Örneğin: bir işletme için ISO 9001’mi, ISO 9002’mi veya ISO 9003’mü seçmemiz gerektiğini göstermektedir.)
4.1.4.2. ISO 9001 standardı
Bu standart, tasarım / geliştirme, satış, üretim planlama, satın alma, üretim, montaj, son muayene ve servis gibi bölümleri içeren şirketlerin yerine getirmesi gereken şartları vermektedir.
4.1.4.3. ISO 9002 standardı
Bu standart, içinde tasarım yani geliştirme bölümü olmayan, fakat satış, üretim planlama, satın alma, üretim, montaj, son muayene ve servis gibi bölümleri bulunan şirketlerin yerine getirmesi gereken şartları vermektedir.
4.1.4.4. ISO 9003 standardı
Bu standart, içinde son muayene ve deneyleri içeren işletmelerin yerine getirmesi gereken şartları vermektedir.
4.1.4.5. ISO 9004 standardı
Kalite yönetimi ve sistem elemanlarını içeren bir kılavuzdur.
4.1.4.6. ISO 9005 standardı
Kalite Sözlüğü
Bu tanımlamalara göre;
ISO 9001 Standardı: İlk adım olarak bir ürün veya hizmeti tasarlayan, geliştiren ve ondan sonraki proses adımlarını (satış, üretim planlama, satın alma, üretim, montaj, son muayene ve servis) uygulayan kuruluş için uygundur.
Halbuki ISO 9002 standardı: Tasarlanmış, geliştirilmiş bir ürün veya hizmetin üretimini yapan kuruluşlar için uygun olmaktadır.
ISO 9003 standardı: Basit imalat adımlarını gerçekleştiren işletmeler için uygundur. Örneğin: Bir firma, tasarımı müşteriye ait olan bir ürünün, bitmiş yarı mamullerini alarak montaj yapmakta ve son kontrolünü yine müşteriye onaylatarak, sevk etmektedir. Bu durumda bu firmanın ISO 9003 standardını seçmesi en uygun kalite güvence sistemidir. Yan sanayi işletmeleri, örneğin büyük işletmelerden hazır parçaları alarak, onların yazılı talimatları ve teknik resimlerine göre montaj yapan ve tekrar aynı işletmeye sevk eden metal veya plastik atölyeleri, tek dolap veya mutfak dolapları montaj yapan ve kendi müşterisine sevk eden atölyelerdir. Zorluk açısından birinin uygulanışı, diğerinden daha zor değildir, sadece ISO 9001 de ilk adımı vardır, 9003’te ise bu adım eksiktir[1].
4.2. Avrupa Normu ve Gümrük Birliği
II. Dünya Savaşı’ndan bu yana ekonomik bütünleşmeler, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkeleri doğrudan etkileyen önemli konular arasında yer almaktadır. Ekonomik birleşmelerin temelinde, kaynak dağılımını etkili hale getirmek, ülkeler arası ekonomik rekabeti teşvik ederek, uzmanlaşmayı geliştirmek yatmaktadır.
Uygulamada birleşmeler önce “serbest ticaret bölgeleri” kurulacak üye ülkelerin bölge dışı ülkelere karşı izleyecekleri iktisadi politikaları istedikleri gibi belirlemeleri, daha sonra gümrük birlikleri oluşturarak gümrük birliği kuran ülkelerin birlik dışı üçüncü ülkelere karşı dış politikalarını saptamaları ortak gümrük tarifeleri uygulamaları nihayet son safhada ortak bir pazar meydana getirilerek üyeler arasında ticaretin serbestisi yanında, emek ve sermaye hareketlerinin de serbestleşmesi şeklinde olmaktadır. Böylece üye ülkeler arasında ortak para ve maliye politikalarının uygulanmaya konularak, mal ve hizmet hareketlerinin serbestleştirildiği, ekonomik sosyal politikalar arasında uyumun sağladığı bir topluluğun ortaya çıkması imkanı yaratılmaktadır.
Bugün, ekonomik bütünleşme hareketlerinin en güçlü olanı Avrupa Birliği (AB) dir. Sanayileşmiş ülkelerin kendi aralarında kurdukları bir birlik olarak ortaya çıkan Avrupa Birliği daha sonra gittikçe genişlemiş ve değişik özellikteki ülkeleri kapsayan bir birlik durumuna gelmiştir.
Avrupa Birliği’nin hedefi, 25 Mart 1957 tarihli kuruluş antlaşmasının ikinci maddesinde şöyle ifade edilmektedir. “Birliğin görevi, ortak pazarın kurulması ve üye devletlerin ekonomi faaliyetlerinin uyumlu olarak gelişmesini, sürekli ve dengeli bir yayılmayı, artan bir istikrarı, yaşam seviyesinin hızla yükseltilmesini ve birleştirdiği devletler arasında daha sıkı ilişkileri gerçekleştirmektir”.
Birlik, siyasi, iktisadi, sosyal ve tarihi, birçok gerekçe ve gelişme sonucunda ortaya çıkmış olmakla beraber ağılıklı olarak ekonomik birleşme ve bütünleşme üzerinde odaklanmaktadır.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında gümrük birliğinin tanınması siyasi bir hedeftir. Yunanistan’ın hemen ardından 25 Haziran 1963’te Brüksel’de kabul edilen Ankara Antlaşması 12 Eylül 1963’te Ankara’da imzalanmış ve 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girmiştir. Daha sonra Türkiye’nin ekonomik durumu göz önünde tutulmasıyla bir geçiş dönemi sürecine geçilmiş ve 5 Haziran 1971’de Katma Protokol imzalanmıştır. Bu anlaşmalar Türkiye ve AB’yi ayrı ayrı siyasi, ticari ilişkilerle karşı karşıya getirmektedir. 65 milyonu aşan nüfusu ve hızla büyüyen ekonomisiyle Akdeniz ve Orta Doğu bölgesinde Birliğe çok parlak bir piyasa sunmaktadır.
Avrupa Birliğinde standardizasyonun amacı teknik nitelikte tedbirler yoluyla, teknik engelleri ortadan kaldırarak mal ve hizmet alışverişini kolaylaştırmak, rekabeti arttırmaktır. Birlik üye ülkelerin ayrı ayrı standart ve düzenlemelerinin uyumlaştırılarak ortak standartlara ulaşılabilmesi için 1961 yılında CEN (Avrupa Standardisazyon Komitesi) ile CENELEC (Avrupa Elektroteknik Standardizasyon Komitesi) kurulmuştur.
CEN ve CENELEC Avrupa standartlarını gerçekleştirmenin yanısıra öncelikle milletler arası standartların uygulanma alanını genişletmeyi böylece dünyadan kopuk bir alan yaratmak değil, Avrupa’yı dünya ile bütünleştirmeyi hedeflemektedir.
4.3. Türkiye’de Standart ve Standardizasyon Çalışmaları
4.3.1. Ahi birlikleri ve loncalar
XIII. yüzyıl’ın ortalarından itibaren Türk toplumunun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatında, Ahi birlikleri çok önemli roller oynamıştır.
Ahiliğin asıl amacı, insanların dünya ve ahirette huzur içinde yaşamalarını sağlamaktır. Ahiler dayanışmacı bir ruh yapısına sahiptirler. Toplumun bütün kuruluşlarıyla huzur içinde yaşamak ahiliğin asıl amaçlarındandır.
4.3.2. Cumhuriyet döneminde yapılan standart ve standardizasyon çalışmaları
Cumhuriyet ilan edildikten sonra; ekonomik alandaki eksiklerimizi gidermek amacıyla 1923 yılında “1. İktisat Kongresi” toplanmış ve uzun savaş yıllarının etkisiyle üretimin gerilemesi tartışılmıştır. Aynı dönemde dünya ekonomik krizi baş göstermiş ve fiyatların hızla düşmesi ile kalite seviyesi yüksek malların bile satılamaz duruma gelmesi, özellikle ihraç mallarımızın kalite seviyesini yükseltmek amacıyla Genç Cumhuriyet Türkiye’sinin ciddi önlemler almasını zorunlu kılmıştır.
1930 yılında çıkarılan “Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabe ve Korunması Hakkındaki” 1705 sayılı kanunla Cumhuriyet Hükümeti standardizasyon ile ilgili ilk çalışmalarına başlamıştır.
1930’dan 1960 yılında TSE’nin bu günkü yapısına kavuşmasına kadar geçen süre içinde hükümetler, ihracatlarda dahil bazı ticari mallar için Murakabe nizamnameleri çıkartılmıştır.
16 Ekim 1954 yılında Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği bünyesinde Türk Standartları Enstitüsü’nün kuruluşu gerçekleşmiştir.
22 Kasım 1960 tarihinden itibaren TSE’nin bugünkü özerk bir yapıya kavuşturulması ile gelişen dünya teknolojisine paralel Standart, Belgelendirme ve Kalite çalışmaları başlatılmıştır.
1982 Anayasası ile tüketicinin korunması ile ilgili hükümler getirilmiştir.
Standardizasyon tarihimizdeki en önemli gelişmelerden biriside her yıl 14 Ekimin dünya Standartlar Günü olarak kutlanmasıdır. Ülkemizde ayrıca söz konusu gün ile başlayan hafta “Standartlar Haftası” olarak kutlanmaktadır.
Standardizasyon, kalite ve tüketici konularında asıl dönüm noktası 1993 ve 1994 yıllarında olmuştur.
4.4. Türk Standartları Enstitüsü
Türk Standartları Enstitüsü tarafından hazırlanan ve ülkemiz standartları içerisinde gerçek olan standartlara Türk Standardı denilmektedir. Standartlar; yapıları, uygulama alanları ve uygulama şekillerine göre üç ana başlık altında toplanabilir.
4.4.1. Kuruluş ve amacı
TSE 16 Ekim 1954 tarihinde kurulmuş ancak bu günkü yapısına 22 Kasım 1960 tarih ve 132 sayılı kanunla kavuşmuştur. Kuruluşunun amacı her türlü madde ve mamuller ile usul ve hizmet standartlarını hazırlamaktır.
Ülkemizde yalnız TSE tarafından kabul edilen standartlar Türk Standardı adını alır.
4.4.2. Görevleri
TSE’nin bazı görevleri şunlardır:
• Her türlü standardı hazırlamak ve hazırlatmak.
• Enstitü tarafından veya hariçte hazırlanan standartları tetkik ve uygun bulduğu taktirde Türk Standardı olarak kabul etmek.
• Standartlar konusunda her türlü ilmi ve teknik incelemelerde ve araştırmalarda bulunmak.
• Standartlara uygun ve kaliteli mal üretimini teşvik edecek her türlü çalışmaları yapmak ve bunlarla ilgili belgeleri tanzim etmek.
• Metroloji ve kalibrasyon ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmak ve gerekli laboratuarları kurmak.
4.4.3. Türk Standartları Enstitüsünün organları
4.4.3.1. Genel kurul
TSE’nin en yüksek ve en yetkili organı Genel Kuruldur. İlgili Bakanlıkların, kamu ve özel sektör kuruluşları ile üniversite temsilcilerinden oluşur.
4.4.3.2. Teknik kurul
İlgili hazırlık gruplarınca hazırlanan standart tasarılarını gerekli tetkikler yaptıktan sonra Türk Standardı olarak kabul eder. Uygun görmediğini de geri çevirebilir.
4.4.3.3. Yönetim kurulu
Yönetim kurulu, TSE’nin yürütme organıdır.
4.4.3.4. Denetleme kurulu
TSE’nin hesaplarını ve bununla ilgili muameleleri ve kayıtları denetlemekle görevlidir. TSE’nin denetleme kurulu Bakanlıkça tayin edilen üç kişiden ibarettir.
4.4.3.5. İhtisas kurulları
İhtisas kurullarının görevi TS hazırlamak ve Teknik Kurula sunmaktır.
4.4.3.6. Genel sekreterlik ve kadro
Genel sekreterlik bünyesinde merkezde hukuk müşavirliği, daire başkanlığı, müstakil müdürlükler yönetim kurulu üyeleri ve sekreterlikler bulunmaktadır.
4.5. Standart Hazırlama Çalışmaları
Standartların hazırlanışını üç ana başlık altında toplayabiliriz.
4.5.1. Yeni standartlar
Yeni standartlar hazırlanırken sırası ile aşağıdaki çalışma yapılır.
• Önce ülkenin tüm imkanları göz önünde bulundurularak konular belirlenir.
• Konular ilgili hazırlık grubuna gönderilir.
• Hazırlık grupları her bir konu için o konuda uzmanlaşmış en az üç kişiden oluşan bir teknik heyet oluşturulur.
• Teknik Komiteler tasarıyı hazırlar ve gerekli araştırmayı yapar.
• Teknik Komite hazırladığı tasarıyı ilgili ihtisas kuruluna gönderir bu kurulda görüşlerin alınması için kamu kuruluşlarına, özel kuruluşlara ve üniversite kuruluşlarına gönderir ve buna birinci mütalaa denir.
• Gelen görüşler hazırlık grubunda değerlendirilir. Ve ortaya yeni bir metin çıkar, bu işleme birinci olgunlaştırma denir.
• Olgunlaştırılan tasarı görüş bildiren kurum ve kuruluşlara yeniden gönderilir ve buna ikinci mütalaa denir.
• Gelen görüşler yeniden değerlendirilerek tasarı olgunlaşır.
• Konu Teknik kurulda görüşülerek tasarı olmaktan çıkar ve Türk Standardı unvanını alır.
• Teknik kurulda kabul edilen şekliyle basılır ve yayınlanır.
4.5.2. Revizyonlar
Yürürlükteki Türk Standartları belli aralıklarla gözden geçirilmekte ve Standart teknolojik gelişmelere ayak uyduramıyorsa revize edilir.
4.5.3. Tadiller (Değişiklikler)
Uygulama esnasında Türk Standartlarının esasla ilgili olmayan fakat değiştirilmesi gereken bazı kısımlar ortaya çıkabilir. Bu durumda standartların tadil edilmesi gündeme gelir.
4.6. Standart Çeşitleri
Standartlar uygulama alanlarına ve uygulama şekillerine göre üç ana başlık altında inceleyebiliriz.
4.6.1. Yapı karakterlerine göre standartlar
Standartlar yapı karakterlerine göre “Temel Standartlar” ve “Türev standartlar” olmak üzere ikiye ayrılır.
4.6.1.1. Temel standartlar
Mal alış verişlerinde ve çeşitli hizmetlerde anlaşmaya, değer biçimi ve kıyaslamaya yarayan genel kapsamlı standartlardır. Ölçü birimi, yazı, rakam, terimler standartları, bu gruba girmektedir.
4.6.1.2. Türev standartları
Temel standartlardan yararlanmak suretiyle meydana getirilen standartlardır. Bunları da aşağıda belirtilen şekilde gruplandırabiliriz:
• Madde Standartları: Maden cevheri veya doğal tarım ürünü gibi maddeleri tabii halleri ile bir örnek yapan standartlardır.
• Mamul Standardı: İnsanların mamul, yarı mamul şekilde faydalandıkları tarım ürünleri veya sanayi mamullerini bir örnek yapan standartlardır.
• Usul (Metot) Standartları: Herhangi bir hizmetin ne türlü alet ve araçlar kullanılarak, ne şekilde yapılacağını belirten standartlardır.
• Hizmet Standartları: Çeşitli ihtiyaçların nasıl, nerede, ne şekilde kullanılacaklarını ve tüketileceklerini gösteren standartlardır.
4.6.2. Uygulama alanlarına göre
4.6.2.1. İşletme standartları
İşyerlerinin, belirli ihtiyaçlarını karşılamak için düzenledikleri özel standartlar.
4.6.2.2. Endüstriyel standartlar
Aynı malı üreten sanayi kuruluşlarının mamulleri için hazırladıkları standartlar.
4.6.2.3. Milli standartlar
Milli Standart Kuruluşlarının milli sınırlar içinde uygulanmak üzere yaptıkları standartlardır.
4.6.2.4. Bölgesel standartlar
Ticari ilişkilerde bulunan ülkelerin ortak konularda fayda sağlamak maksadıyla, aralarında anlaşarak düzenledikleri ve birlikte uyguladıkları standartlardır.
4.6.2.5. Milletler arası standartlar
Milletler arası standart kuruluşları bünyesinde üye milli standart kuruluşları tarafından ortaklaşa hazırlanan ve üye ülkelerde uygulanan standartlardır.
4.6.3. Uygulama şekline göre standartlar
4.6.3.1. Mecburi standartlar
Mecburi standartlar; madde,mamul, yarı mamul taşımaları gerekli özellik ve şartları tespit eden ve ilgili bakanlık onayı ile yürürlüğe konulan standartlardır. Mecburi standartlara uyulması kanun gereğidir. Uyulmadığı taktirde cezai müeyyide kullanılır.
Ülkemizde, mecburi uygulamaya konulması gerekli görülen bir Türk Standardı, Türk Standartları Enstitüsü’nün tavsiyesi, standardın ilgili olduğu bakanlığın onayı ile Resmi Gazetede yayınlanmak suretiyle mecburi uygulamaya konulur. Ancak, ilgili bakanlık gerekli gördüğü taktirde Türk Standardı Enstitüsü’nün tavsiyesi olmadan da gerekli gördüğü standardı uygulamaya koyabilir. Halen ülkemizde can ve mal güvenliğini yakından ilgilendiren ev aletleri, gıda maddeleri, basınçlı kaplar ölçüm cihazları ile ilgili standartlar mecburi uygulamadandır.
Örneğin, TS 8737 Yapı Ruhsatı Standardının 1 Kasım 1991 tarihinden itibaren mecburi olarak uygulanacağı 7 Ağustos 1991 tarih ve 20953 sayılı Resmi Gazete’de iç işleri bakanlığı ile Maliye ve gümrük bakanlığınca hazırlanan “Standart Yapı Ruhsatı Kullanma Zorunluluğu” Tebliğinde yer almıştır. Bu tebliğ gereğince “Yapı Ruhsatı” standardına uymak zorunlu hale getirilmiştir.
Bir başka örnek vermek gerekirse, “TS 10220 Ders Kitapları” Standardı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından mecburi uygulama konulmuştur.
4.6.3.2. İhtiyari standartlar
Mecburi uygulamaya konulan standartların dışında kalan standartlardır.
Standardizasyon alanında köklü bir geçmişi olan gelişmiş ülkelerde insan hayatını, sağlık ve güvenliği ilgilendiren konular dışında mecburi standart uygulamalarına pek rastlanmaz. Gelişmiş toplumlarda, bir taraftan etkili bir rekabet ortamı içinde çalışan ve aynı zamanda dış pazarlara geniş ölçüde yönelmiş bulunan üretici kesimin; öte yandan menfaatleri paralelinde tercihler yapabilecek bilgiyi edinmiş ve teşkilatlanmış, böylece piyasada söz sahibi duruma gelmiş tüketicilerin karşı karşıya bulunmaları, standartların bir kanuni zorlamaya gerek duyulmadan yerleşmesi ve gelişmesini sağlamıştır.
Gelişmekte olan ülkeler ise, ekonomik ve sosyal yapıları henüz bu seviyeye ulaşmadığı için, milli standartları çeşitli yollarla mecburi uygulamalıları koymaktadır. Bunda da çoğunlukla tüketicinin sağlığını, güvenliliğini ve öteki menfaatlerini korumak, ihracatı arttırmak, gelişmekte olan sanayi belirli bir hedefe yönelmek gibi sebepler rol oynamaktadır.
4.7. Türk Standartları Enstitüsünün Verdiği Belgeler
TSE’de 1964 yılında uygulamaya koyduğu Standartlara uygunluk belgelendirmesi ve standartlara uygunluk belgesi başlatmıştır.
4.7.1. Üretim yerlerinin belgelendirilmesi
Gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara paralel olarak ülkemizde de bazen gerek mamul gerekse hizmet veya sistem belgelendirilmesi geliştirilmişti.
4.7.1.1. İmalata yeterlik belgesi
Her türlü madde, yarı mamul veya mahsulün imal edildiği veya ambalajlandığı yerlerin personel, tesis, makine-teçhizat ile kalite kontrol imkanları ve uygulamaları yönünden yeterliğini belirten belgedir.
4.7.2. Ürünlerin belgelendirilmesi
Madde, mamul veya mahsul belgelendirilmesi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi TSE tarafından yapılmakta ve aşağıda belirtilen belgeler verilmektedir.
4.7.2.1. Türk standartlarına uygunluk belgesi
Söz konusu madde-mamul veya mahsulün ait olduğu TSE’ye uygunluğunu belirten belgedir.
4.7.2.2. Kalite uygunluk belgesi (TSEK markası)
Kalite uygunluk belgesi henüz Türk Standardı kapsamında olmayan malların milletler arası veya diğer ülkelerin standartlarına veya enstitü tarafından kabul edilen teknik özelliklere uygun olduğunu belirten belgelerdir.
4.7.2.3. TSE EX uygunluk belgesi (EX markası)
TSE EX belgesi parlayıcı ve yanıcı gaz ortamlarında kullanılan emniyeti arttırılmış mallar için verilen belgelerdir.
4.7.3. Parti mallarının belgelendirilmesi
Parti malı uygunluk belgesi bir defada incelemeye sunulan malların alıcısının önceden belirlendiği teknik esaslara uygun olması halinde verilen belgelerdir.
4.7.4. Hizmet Yerlerinin Belgelendirilmesi
Bu belge tüketiciye verilecek hizmetin personel, tesis makine ve teçhizat yönlerinden yeterliliğini gösteren ve hizmet üreten kuruluş adına düzenlenen belgedir.
4.8. Gümrük Birliğinde Standardın Önemi
Gümrük birliğinde ülkelerin üretim alt yapılarının korunması ve güçlendirilmesi için belirli gelişmelere ağırlık vermeleri gerekmektedir. Burada anahtar konu standartlar yönüyle uyum sağlanmasıdır.
Her ülke kendi iç pazarında olduğu kadar dünya pazarında da ulusal standartlarını yerleştirme ve yaygınlaştırma gayretleri içerisindedir. Bu durum, uluslar arası rekabet söz konusu olduğunda pratikte büyük güçlükler doğurmakta ve standartlar arasındaki uyumsuzluk ticareti engellemektedir. Bunun için birliğe ait tek bir standardın oluşturulması gereği ortaya çıkmış ve mevzuat uyumu çalışmaları kapsamında faaliyete başlamıştır. Ticari engellerin kaldırılması, mevzuat uyumu ve standart birliğine ulaşması, ihracat yapanlar arasında çok önemli sonuçlar doğurmaktadır. Üreticilerin pazarın dışına itilmemeleri ve satışlarının ortadan kalkmaması açısından bu konu büyük önem taşımaktadır.
Gerek üretici gerekse tüketicilerin uyumlaştırılmış mevzuat kapsamı içerisinde yer alan ürünlerle ilgili olarak yeni ürün özellikleri taleplerine karşılık, tanımlayıcı bir ortak işaret geliştirilmiştir. Bu işarete, CE işareti adı verilmiştir. CE işareti, ürünlerin serbest dolaşımı için bir PASAPORT olarak değerlendirilmektedir. Çünkü bu işareti taşıyanlara ürünlerin, gümrük birliğine dahil ülkelerde, standartlarla ilgili yasal gerekçelerin ileri sürülerek geri çevrilmesi mümkün değildir. CE işareti, ürün teknik mevzuat ve standartlara uygunluğunu belirten bir semboldür.
Gümrük birliği, Türkiye için bir amaç değil araçtır. Araçtan kasıt ise Dünya ekonomik entegrasyonuna uyumdur. Günümüzde tüm dünya ekonomik alanda bir globalleşme süreci yaşamaktadır. Türkiye’nin bölgesinde bir istikrar unsuru olarak önemi, Avrupa Topluluğu ülkelerine Akdeniz ve Orta Doğu’da çok parlak bir piyasa sunmaktadır. Dış ticaretimizin % 50’den fazlasını gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği ve ülkemiz için oldukça önemli bir pazar konumundadır. Bu büyük pastadan pay alabilmek için en önemli husus, gerek teknoloji gerekse mevzuat açısından standartlara uyumun gerçekleştirilmesine bağlıdır.
















5. STANDART ÜRETİM İLİŞKİSİ
5.1. Standart Üretim İlişkisi
Günümüz şartlarında üretimin özellikle ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerdeki üretimin, diğer ülkelerin rekabetlerine karşı koyabilmek için standartlara uygun olması şartı bulunmaktadır. Ekonomik ilişkilerin dinamik neticesi içinde en önemli sorun sınırlı kaynakların uygun şekilde kullanılarak kalkınmanın tamamlanmasıdır. Bu konuda standartların dikkate alınması en önemli husustur. Üretim açısından, mamul planlama ve geliştirme, stokların kontrolü, uygun kalitede seri imalat, kayıpların asgari seviyeye indirilmesi, verimliliğin arttırılması gibi faydalar sağlayan standartlar, para değeri olarak, sermayenin daha iyi kullanılması, daha az sermaye ile iş görülmesi imkanlarını oluşturarak maliyetleri düşürmektedir.
Standartlar, üretimin kuruluş, hammadde, işçilik, pazarlama gibi her aşamasında varlığı aranan bir yöntem ve niteliktir. Üretimde temel ilke seri üretim olduğundan, bu durum ancak biçim, boyut ve yapısal nitelikler yönünden standartlara ulaşabildiği oranda başarı sağlamaktır. Yedek parça bulma ve ikmal işleri de büyük oranda standartların sağladığı kolaylıklarla giderilebilmektedir.
Üretimde kullanılan hammaddenin standart nitelikte olması üretimden alınacak sonuç üzerinde olumlu etki yapmaktadır. Aynı şekilde işçilerin standart bilgilere sahip olması onlara el alışkanlığı ve zaman tasarrufu kazandırmakla kalmayıp elde edilecek mamul kalitesini de olumlu bir şekilde etkilemektedir. Mamul ve ambalaj standartlarına uyulması, depolama ve taşıma açısından da üretimde büyük kolaylıklar sağlamaktadır.
5.2. Standart Maliyet İlişkisi
Her türlü pazarlama faaliyetinin bir maliyeti olacağı muhakkaktır. Daha önceki bölümlerde bir çok yararını gördüğümüz standardizasyonun pazarlama faaliyeti olarak bir maliyeti söz konusudur. Pazarlama maliyetleri; işletmenin piyasa şekillendirmesi, tüketicinin satın alma davranışını ayarlama, ürünleri tüketicinin ihtiyacına cevap verecek şekilde düzenleme, fiziki mal dağılımı, işe başlama öncesi ve işe başlama gibi devrelerle ilgili giderleri kapsayacak şekilde tanımlanabilir. Bu itibarla pazarlama giderleri pazarlama fonksiyonlarının maliyeti sayılmaktadır. İşletme yöneticileri kârlarını arttırmak için üretim maliyeleri ile pazarlama maliyetlerini düşürebildikleri ve kontrol edebildikleri oranda başarılı olabilmektedir. Bunun ilk şartı, üretim araçlarına yatırım yapmadan veya buna benzer tedbirlere gerek kalmadan geniş ölçüde standartlardan yararlanmaktır. Pazarlama yöneticilerinin hedefi, en ekonomik şekilde standardizasyonun gerçekleştirilmesidir. Standardizasyon kayıp ve artıkları en alt seviyelere indirmeyi hedeflediğinden, gereksiz ve ekonomik olmayan her unsuru dışladığından maliyetlere olumlu etki yapmaktadır.
5.3. Standardın Maliyete Katkıları
Standardın maliyete katkıları büyüktür. Üretimde standartların öngördüğü kriterlerin dikkate alınmaması millî ekonomiye enflasyon olarak yansımaktadır. Bunu bir örnek olarak anlatmak gerekirse, elektrik enerjisini en az kayıpla iletmek için standartların öngördüğü kabloların kullanılması gerekir. Ancak kabloda kullanılan iletken malzemenin iletkenliğinin iyi olmaması nedeniyle iletilmesi amaçlanan enerjinin bir kısmı kablo üzerinde kayboluyor ise tabi ki bu kablonun amaca uygun olduğu düşünülemez. Enerji kaybına neden olduğu için ekonomik olduğu da düşünülemez. O halde kablonun, enerjiye en az kayıpla ve ekonomik olarak iletebilmesi için iletken olarak kullanılan iletkenin iletkenlik değeri yüksek olması (özgül direncinin küçül olması) birim maliyetlerinin de düşük olması şarttır. Kayıpları fazla olan kablolarda iletken olarak kullanılan malzemenin iletkenliği küçük, özgül direnci büyük, dolayısıyla birim uzunluktaki direnci büyük demektir.
Kablolarda kullanılan iletkenler ilgili kablo standartlarında da belirtildiği gibi ya “TS 18 Tavlanmış Som Elektrolit Bakır Tel” yada “TS 1156 Yarı Sert Çekilmiş Som Alüminyum Tel” standartlarına uygun olmak zorundadır. Kablolarda kullanılan iletkenlerin TS 18’e uygun elektrolitik bakır tel olması standartların amir hükmüdür. Standartlara uygun olmayan kabloyu kullanan abone standartlara uygun olan kabloyu kullanan aboneye göre %28 oranında daha fazla elektrik ücreti ödeyecektir. Ülke ekonomisine olan zararı açısından değerlendirilirse, söz konusu kayıp, mesela Keban Barajı’ndan üretilen bir yıllık elektrik enerjisine eşdeğer gelmektedir bu kaybın önlenmesi ve maliyetin düşürülmesi ancak standartlara uygun malzeme kullanılması ile mümkündür.
5.4. Pazarlama ve Standardizasyon
Pazarlama mal ve hizmetlerin üreticilerden tüketicilere veya kullanıcılara doğrudan akışını sağlayan işletme faaliyetleridir. Mal ve hizmetlerin üreticilerden tüketicilerin eline geçinceye kadar yapılan iş ve işlemlere pazarlama fonksiyonu denilmektedir. Standartlar pazarlama faaliyetlerini kolaylaştıran, gerek milli gerekse milletler arası pazarlamada etkisini gösteren en önemli konuların başında gelmektedir. Rekabetin bütün şiddetiyle kendini gösterdiği dünya piyasalarında yer edinmek büyük ölçüde standartlara uymakla mümkündür. Standardizasyon pazarlama faaliyetlerinin her aşamasında kendisini göstermektedir. Ürün kalitesini belirlemekten, depolamaya ve taşımaya kadar her fonksiyonda standardizasyondan faydalanmak gerekir. Pazarlamada derecelendirmenin ayrı bir yeri bulunmaktadır. Toplama, dağıtım ve işleme gibi temel pazarlama hizmetlerinin her birinde yer alan standardizasyonun yanında derecelendirme vardır. Bugün üretici malını pazara sunmadan önce büyüklüğü, rengi, yabancı madde miktarı, olgunluk durumu, ağırlığı gibi kalite kriterlerini dikkate alarak bir ayırma işlemine tabi tutmakta ve ürününü bundan sonra satmaktadır.
5.5. Tüketici Standart İlişkisi
Bir toplumun sosyal ve ekonomik yönden sağlıklı bir yapıya sahip olması, tüm kesimler arasındaki dengeli ve uyumlu bir biçimde gelişmesine bağlıdır. Bu özellikler tüketici durumundaki geniş bir kitlenin, üreticilerle olan ilişkilerinde, kısacası her türlü ihtiyacını karşılamak amacıyla yaptığı alış verişlerde önem kazanmaktadır.
Standartlar daha önce görüldüğü gibi, tüketiciye çok yönlü yararlar sağlamaktadır. Ancak, toplumda bütün bireylerin kendilerini ilgilendiren standartlar hakkında bilgi sahibi olmasına; satın aldığı bir malın standardına uygun olup olmadığını denetleyebilmesine imkan yoktur. Standartların tüketici yararına etkili olabilmesi için, her şeyden önce tüketici isteklerine uygun bir biçimde hazırlanmış ve üretim kesimince de uygulanmış olması gerekir.
Bir çok ülke bu sorunun çözümünü tüketicinin teşkilatlanmasında bulmuş ve tüketici teşkilatlarının çalışmalarında da çok olumlu sonuçlar almaya başlamıştır.
5.5.1. Tüketici hareketinin başlıca amaçları şunlardır
• Tüketici mal ve hizmetlerinin, ihtiyaç ve istekleri karşılayacak kalite düzeyinde üretilmesini sağlamaktır.
• Gereksiz fiyat artışlarını önlemek; tüketicinin satın aldığı mal ve hizmetlere değerinden fazla para ödenmesine mani olmaktır.
• Tüketiciyi, kendisini ilgilendiren her konuda aydınlatmak; özellikle yanıltıcı reklam ve propagandanın zararlı etkilerinden korumaktır.
Bu amaçlar doğrultusunda yapılan çalışmalar ve uygulanan yöntemler hakkında da kısaca bilgi verelim:
5.5.2. Karşılaştırmalı deneyler
Piyasadaki tüketim mallarının laboratuarlarda belirli standartlara göre denenmesi ve deney sonuçlarının, her hangi bir mal cinsinin çeşitli markaları göz önünde tutarak ve karşılaştırmalı olarak yayımlanması anlamına gelmektedir.
Genellikle tüketici teşkilatları tarafından yürütülen bu çalışmalarda, karşılaştırmalı deneylerin sonuçları ile birlikte ilgili malın fiyatı, satış sonrası hizmetler hakkında da bilgi verilmekte; ayrıca her marka için “tavsiye edilir”, “kabul edilebilir” yada “tavsiye edilmez” gibi, tüketicinin seçimine yön verecek düşünceler belirtilmelidir.
Karşılaştırmalı deneylerin sonuçları, tüketici teşkilatının yayın organında ve belli aralıklarla, her mal gurubu için yayınlanmaktadır.
5.5.3. Bilgi verici etiketleme
Bu yöntem, malların üzerine konan etiketlerle, tüketiciye o malın belirli karakteristikleri ve kullanma özellikleri hakkında bilgi vermeyi amaçlar.
Bilgi verici etiketleri düzenlemek için de bir takım deneylerin yapılması ve bu deneyler sırasında ilgili standartların uygulanması gerekir. Etiketler bu amaçla kurulmuş tarafsız bir kamu kuruluşunca hazırlanmakta ya da onaylanmaktadır. Bazı ülkelerde, bu çalışmaları tüketici teşkilatları da yapabilmektedir.
5.5.4. Standartlara uygunluk markaları
Ülkelerin standart kuruluşları tarafından hazırlanan standartlar uygunluk markaları, standart kuruluşu ile imalatçı arasında yapılan bir sözleşmeye göre verilmektedir. Sözleşme süresince kurum, ilgili malları gerek üretim sırasında, gerekse piyasada sürekli olarak denetlemektedir. Yapılan sözleşme markalı malların standartlara uygunsuzluğu halinde alıcının zararını karşılama imkanı vermektedir.
Tüketicini hak ve çıkarlarını korumada en etkin yöntem olduğu için, tüketici teşkilatları standartlara uygunluk markası çalışmalarını geniş ölçüde desteklemekte ve tüketicilere markalı malları satın almaları konusunda tavsiyede bulunmaktadır.
Görüldüğü gibi standartlaştırma–tüketici ilişkisi, her iki tarafında yararına sürekli ve yoğun bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Standartlaştırmanın amaçlarından biri, tüketici hak ve çıkarlarını gözetmek; standartların hazırlanmasında ve uygulanmasında tüm ilgililerin, bu arada tüketicilerin görüşlerine yer vermektir.
5.6. Ekonomi Standart İlişkisi
Standardizasyon, çok geniş bir kapsam içinde, sınırsız ihtiyaçların kıt kaynaklarla en rasyonel biçimde karşılanması için kurallar belirleme ve bu kuralları uygulamak olarak tanımladığından, ekonomik faaliyetlerin temelini oluşturmaktadır. Standardizasyon ekonominin itici gücüdür.
Üretim ve pazarlama gibi iki temel fonksiyona dayanan ekonomik kıymetlerin meydana getirilmesi, ekonomik faaliyetlerin ana amacını oluşturmaktadır. Üretim sonucu fiziki kıymet veya ürün ihtiyaç sahiplerine uygun bir biçimde ulaştırılamazsa hiçbir ekonomik değer ifade etmemektedir.
Bugün, bir standardın uygulanması ile elde edilen ekonomi, dün göz yumulan bir israfın karşılığıdır. Bu, gelecek için de aynıdır; yani yarın elde edilecek bir ekonominin, bu günkü bir israfın karşılığı olduğu söylemek mümkündür.
5.7. Standartlara Uyum
Standartlara uyum günümüzde sağduyu olara ifade edilmektedir. Konu tüm insanlığı ilgilendirdiğinden kişilerin ve toplumların mutluluğu için şarttır. Ülkemizin daha iyi günlere ulaşması ve ekonomik kalkınmasının temelinde standartlara uyum yatmaktadır.
Ülkemizin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasının temelinde standartlara uyum yatmaktadır. Standartların genel kabul görmesi için standartlara uyumun büyük rolü bulunmaktadır. Standartların genel kabul görmesi için konunun yurt çapına yayılması, çeşitli yollarla anlatılması ve kamuoyu oluşturması gerekmektedir.
Bu bakımdan standardın anlamını, daha ilkokul çağından başlayarak çeşitli basamaklardaki okulların öğretim programlarına koymak, gazete ve dergilerde yayımlanacak yazılarda bunları okullarına, radyo ve televizyonda yapılacak açık oturumlar, paneller ve söyleşilerle dinleyenlere anlatmak büyük ölçüde yarar sağlar.
Bunların dışında standart olan ve olmayan malların kıyaslanmasına el verecek şekilde hazırlanmış sergi ve fuarların yapılması eğitici olacaktır. Sergi ve fuarlar, yenilikleri daha çok gözleyerek algılayan halk üzerinde etkili olabilir.
Standart üretim için hükümetin tanıyacağı hak ve üstünlükler, göstereceği çeşitli kolaylıklar teşvikçi olacaktır. Standardına uygun üretilmiş mallar arasında düzenlenecek ödüllü yarışmalar kalitenin yükselmesini sağlayacaktır. Bütün bunlar yurdumuzda standart malların çoğalmasını ve gelişmesini hızlandıracaktır.
Devletin yönetici kadrolarına, yurt içi ve yurt dışı standartlaştırma faaliyetleri çeşitli yollarla zaman zaman duyurulmalıdır. Standartlaşma ile ilgili alınması gereken tedbirlere dikkatler çekilmelidir.
Üniversiteler de eğitim programlarında konuya yer vermelidir. Bu standartların yapılmasından uygulanmasına kadar bir çok fayda sağlayacaktır.
Ancak, standart fikrinin yaygınlaşmasında en büyük görev yine tüketiciye düşmektedir. İnsanlar ister kendileri adına, isterlerse çalıştıkları kurumlar veya işyerleri adına olsun yaptıkları alış verişlerde standardına uygunluk belge veya markalarını ararlarsa standart ve kalite fikri yerleşir, yaygınlaşır ve standartlara uyum bir an önce gerçekleştirilmiş olur.
5.8. Belgelendirme Standart İlişkileri
Standartların giderek artan miktarda kullanıma sunulması, sadece üreticilerin beyanı ile yetinilmeyip tarafsız ve güvenilir belgelendirilme sistemlerinin oluşturulmasını gerektirmiştir. Böylece standart hazırlama kuruluşları, bunların kullanımlarının yaygınlaştırılması için belgelendirme faaliyetlerine başlamıştır. Belgelendirme, üretim kalitesinin en az standartlarda öngörülen seviyeye yükseltilmesi, ihracatı yapan ülkelerin itibarlarının arttırılması, tüketicinin korunması hedeflerine ulaşılmasında etkili bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır.
Belgelendirme sistemlerinin temel amacı, bir teknik esasa göre gerekli güvenceyi verebilmektir. Bu güvence, ihracatçı, ithalatçı, tüketici ve kamu yetkilileri açısından büyük bir değer ifade etmektedir. Bu değer, belgelendirme sisteminin bütün ilgili kesimlerin güvenini kazanmasıyla orantılı olarak artmaktadır.
Belgelendirme sistemleri; ÜRÜNLERİN (Her türlü mal), İNSANLARIN (kaynakçı, sürücü gibi), HİZMETLERİN (elektronik cihaz tamircileri, hizmet üretim yerleri), KURULUŞLARIN (imalatçılar, laboratuarlar vb.) belgelendirilmesinde kullanılabilmektedir.
İmalatçıların sattıkları mallar için müşterilerine kalite güvencesi verebilmek ihtiyacını giderebilmek amacıyla gündeme gelen ve yıllar boyunca çeşitlenerek uygulanan belgelendirme faaliyetleri, ülkemizde de 1984 yılında yürürlüğe konulan TSE Markası sistemi ile başlamıştır.
Türk Standartları Enstitüsü’nün belgelendirme çalışmaları ve bu yönde ülkemizde yürütülen çalışmalar daha önceki bölümümüzde geniş bir şekilde anlatılmıştır.
Milletler arası Standartlar: Milletler arası standart kuruluşları bünyesinde üye milli standart kuruluşları tarafından ortaklaşa hazırlanan ve üye ülkelere uygulanan standartlardır[3].





6. KALİTE KONTROL VE STANDARDİZASYON İLİŞKİSİ
6.1. Standardizasyon ve kalite
Genellikle, standardizasyon ile kalite kavramları ve sözleri birbirileri ile karıştırılmaktadır. Gerçekte ise her ikisi de birbirinden ayrı kavramlardır.
Kalite, kullanıcının faydasına sunulan bir malın, kullanıcının hoşuna gidecek ve onun ihtiyaçlarını karşılayacak karakterlerin birleşimidir. Kalite, karakteristik özelliklerin toplamı olduğu kadar herhangi bir malın birleşimindeki elemanların tümünü de içine alan sonsuz zıtlıkların da toplamıdır.
Standardizasyon ise, rasyonalizasyonun esas unsurlarından biridir. İşi sadeleştirmeğe, hızlandırmaya ve dolayısıyla verimi artırmağa ve kaliteyi yükseltmeye yarar. Geniş anlamda standardizasyon, maddeleri, metotları ve terimleri birleştirmeğe çalışır. Bugün standardizasyon, ekonomik gelişmenin temel şartıdır. Tipleri azaltması bakımından, teknik gelişmenin ve prodüktivitenin de esas faktörlerinden biridir. Standardizasyon aynı zamanda tasarrufu sağlayan bir unsurdur.
En basitinden bir masayı örnek olarak alacak olursak, bunun can ve mal güvenliğini sağlayıcı olan, yapıldığı maddenin cinsi, uygulanan konstrüksiyon, kullanılan yapıştırıcılar ve vernik standartlarla ilgilidir. Masanın kullanışlı olması, ergonomik olması, sağlam olması gibi hususlar da kullanıcının arayacağı başlıca “Kalite” unsurlarıdır. Kaliteyi sağlayan özel hususlar ne kadar çok ve karışık olursa olsun, bir malın tüm olarak kalitesini düzenlemeye yarar.
İmalatçının yakından izlemesi gereken standardizasyon ve müşterinin isteklerinin sonucu olan kalite, birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Ama ikisi aynı şey değildir. Makine standart hale getirilmiş bir ham madde ile iyi çalışır. Kalite de ölçülü bir sanayiin doğmasını sağlar. Standardizasyon aynı zamanda kaliteyi sağlayıcı rol oynar.
6.2. Uluslararası Düzeyde Sertifikasyon ve Ulusal Sertifikasyon Sistemleri Arasında Bütünlüğün Önemi
Kendi milli sertifikasyon sistemine sahip ülkelerde, milli sertifikasyon sistemi, kendine has milli ihtiyaçlara dayanmaktadır. Bu milletler arası ticaret için bir engel teşkil eder. Her biri kendi teknik ihtiyaçlarına ve sertifikasyonlara sahip olan çeşitli ülkelere ihracat yapmak isteyen bir ihracatçı, ürününü, çok çeşitli belki de birbiri ile çelişkili icaplara uydurmak durumundadır ve bütün pazarlar için standartlaştırılmış malzemeden geniş çapta imal edilmediği için imalat maliyetleri bu durumda artma durumu gösterir.
Aynı zamanda ihracatçı milli sertifikasyon sistemine de uymak zorunda olduğu sürece, ihracat pahalı ve zaman alıcı olacak ve maliyetleri yükseltmek durumunda bulunacaktır.
Ticaretin teknik engelleri olarak isimlendirilen bu engeller, birçok ülkelerde dikkati çekmiş ve bunlardan çoğu ticaret ortaklarının biri veya daha fazlası ile karşılıklı anlaşmalara girmişlerdir. Bu anlaşmalar genel olarak, bir ülkede sertifiye edilmiş bir ürünün bir başka ülkede ilave teste ve sertifikasyona gerek kalmaksızın kabulü şeklinde veya bunun tersi şeklinde olur.
Ticaret ortakları arasındaki bu anlaşmalar genellikle etkilidir ve ticaret şartlarını geliştirir. Konu geniş ölçüde idrak edildikçe, sayıları giderek artan ülkeler karşılıklı anlaşmalardan yararlanma yollarını aradılar.
Bu hususta çeşitli ülkeler arasında karşılıklı anlaşmaları düzenleyen yeni teşkilatların kurulmasına yol açmıştır. Bugün bu teşkilat Milletlerarası Standardizasyon Teşkilatı “ISO” gibi kuruluşlardır.
İlgili ülkeler, sadece belirli bir ürün için ihtiyaçlarını “Harmonize” etmeyi kararlaştırabilirler. Bu surette, bir ülkede karşılamak maksadıyla dizayn edilen bir ürün, yeniden dizayna, takım tezgahı değişikliklerine vb gibi hususlara gerek göstermeden başka ülkede veya ülkelerde mevcut ihtiyaçları karşılar. Bir imalatçı, bir dizi milli piyasalar için daha fazla miktarda ürün üretmek suretiyle “Geniş Çaplı Ekonomi” sağlayabilir.
Ancak imalatçı hala aşağıdaki hususları uygulamaya mecburdur:
1. Her ülkede yapılacak testler için numuneler göndermek ve her ülkede uygunluk belgesi temin etmek,
2. Çeşitli ülkelerin “Değişik Heyetlerin” teftiş ziyaretleri için fabrikaya girmelerini sağlamak,
3. Çeşitli dillerde tanıtım yapmak,
4. Farklı dövizlerle ödeme yapmak.
Bütün bunlar masraflı ve zaman alıcı olup, bedelleri tüketici tarafından ödenir.
Teknik ihtiyaçlar bakımından “Harmonizasyon” sağlanması esas ve önemli olmakla birlikte, çeşitli milli sertifikasyon sistemlerinden ileri gelen engelleri tek başına engelleyemez.
İlgili ülkeler için en iyi yaklaşma:
1. Diğer ülkelerin uygunluk belgelerini ve işaretlerini kabul etmek,
2. Diğer ülkelerde kendi milli belge veya işaretlerini geçerli olarak kabul edilen “Müşterek” bir uygunluk belgesi veya işaret sistemini kabul etmek suretiyle,
3. Teknik icapları harmonize etmek,
4. Sertifikasyon usullerini harmonize etmek, olarak görülmektedir.
Her iki halde de imalatçı, ülkesinde geçerli olan asgari bir sertifikasyon usulünden geçer. Bu surette dil, para birimi ve ürün testinde tekrar olayları ortadan kaldırılır. Her iki halde de “Karşılıklı Tanımayı” her ülkenin kendi milli belgesinin geçerli olarak kabul etmek suretiyle sadece bir sertifika veya işaret verilir.
Ancak en iyi yaklaşmanın derhal elde edilemeyeceğini kabul etmek lazımdır. Tatbikatta, ülkeler teknik icaplarını henüz harmonize etmemiş olsalar dahi birtakım karşılıklı tanıma esasları uygulanabilir.
Bu gibi durumlarda, karşılıklı tanıma, uygunluk belgeleri veya işaretleri yerine “Test Raporlarına” uygulanır. Bu gibi sistemlerde ilkeler aşağıda belirtildiği şekildedir.
• Her ülke kendi teknik icaplarına sahip olabilir,
• Her ülke kendi sertifikasyon usullerine sahip olabilir.
• İhracat yapmak isteyen ve ülkelerden birisinde ikamet eden ihracatçı kendi ülkesindeki bir laboratuardan bir test raporu alabilir,
• Her ülke diğer ülkelerdeki tanınmış laboratuarlardan verilen test raporlarını kabul etmeyi kabul eder,
• Bu test raporu ithal edilen ülkenin teknik icaplarına uygunluğu tasdik edecek şekilde hazırlanır.
• İhracatçı ülkede ihraç edilen test raporu, ithalatçı ülkenin sertifikasyon kuruluşlarına gönderilir, bu makamlar da bu belgeyi kendi sertifikasyonları bakımından kabul ederler.
Ancak imalatçı, hala ithal eden ülke sertifikasyonu ayarlamak ve bunun ücretini ödemek zorundadır. Ancak test raporlarının karşılıklı olarak tanınması, kendine büyük bir yardım sağlar ve yabancı bir ülkede test gereği ortadan kalkmış olur.
Her ne kadar bu tip sistem, milli teknik icapları direkt olarak harmonize etmese de, ülkeler arasındaki işbirliğinin, her ülkenin diğerinin fikir ve uygulamalarına daha fazla maruz kalacağı için, gerçekte bir miktar harmonizasyon gerçekleştirdiği müşahede edilmektedir. Bu topyekün bir milletler arası ve milli bir sertifikasyon sistemi için ilk adım olarak kabul edilebilir.
İhracatta artışa neden olma faydasına ilave olarak katılmanın diğer aşağıdaki hususları ihtiva eder:
1. Sisteme katılma, milli laboratuarı ve sertifikasyon kuruluşlarını test metotları, kalite kontrol ve sertifikasyon usulleri ile alakalı yeni tekniklerle karşı karşıya kalırlar ki, bu yeni teknolojilerinin ithal edilmesine neden olur.
2. Sisteme katılma, mahalli piyasadaki malların kapasitesinin (yerli imal veya ithal malları) bir ülkenin kendi sertifikasyon sistemini geliştirmeye teşebbüs etmesinden daha fazla gelişmesini temin eder.
3. Sertifikasyon amaçları, toplumun hayat kalitesini ıslah edilmesine yöneliktir. Bu kamu sağlığı, güvenlik, tüketici koruması, çevre koruması vb. ihtiva eder. Milletler arası ve milli sistemlere katılma, katılan ülkelerdeki hayat kalitesini diğer katılan ülkelerdeki gerçekleştirilen düzeylerle aynı seviyeye getirmek hususunda bir temel teşkil eder.
4. Ark ihracat gelirlerinden tamamen ayrı olarak, aşağıdaki sebeplerden dolayı ülkenin döviz ödemeler dengesi de ıslah edilir:
• İhracatçıların yabancı laboratuarda test yaptırma gereğinin ve test bedellerinin döviz olarak ödenmesini gereğinin ortadan kalkması,
• Yabancı bir dövizle yenileme ücretleri de dahil olmak üzere sertifikasyon ücretlerinin ödenmesi gereğinin ortadan kaldırılması,
5 Milletlerarası alanlarda veya mahalli olarak verilen kararların, karar veren milletler üstü teşkilata üye olmalarına veya olmamalarına bakılmaksızın, birçok ülke üzerinde pratik bir etki yapacaktır. Milletlerarası teşkilata üye olunması, bu sebeple, milli çıkarlara hizmet edecek politikalara da katılma imkanı sağlar.
Bir ülkenin mahalli ve milletler arası sertifikasyon sistemine katılmasının sadece ihracatçılara değil, bütün millete de oldukça büyük yarar sağlayacağı çok açıktır.
6.3. Standartlaşma – Kalite Deneyimi ve Türkiye’deki Uygulamaları
Kalite Kavramları ve Standartlaştırma, son yıllarda üzerinde önemle durulan konulardan biridir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde tüketiciler, ya hiç teşkilatlanmamış yada diğer iktisadi gruplara göre teşkilatlanma düzeyi zayıf kalmıştır. Bu itibarla tüketicinin korunması her geçen gün önem kazanan meselelerden biri olmuştur. Bu konu 1982 Anayasamızda da yer almış ve tüketicilerin korunması 172. madde ile devletin görevleri arasında yer almıştır.
Konunun, ihracatımızın arttırılması ve devamlılığın sağlanması açısından da büyük önemi bulunmaktadır. Geniş kapsamlı ve devamlı ihracat yapabilmenin, istenilen kalitede ürünü, istenilen zamanda ve istenilen fiyatla pazarlayabilme imkanlarına bağlıdır[4].







7. SONUÇ ve ÖNERİLER
Yirmibirinci Yüzyılın temel niteliklerinden biri, çok hızlı değişme ve gelişmelere sahne olmasıdır. Bu değişme ve gelişmelerin önemli bir kısmı teknolojik alanda yapılan araştırma ve buluşları ile bunların uygulamaya geniş ölçüde aktarıldığı yeniliklerin hızına bağlıdır. Çağımızdaki gelişmekte olan ülkelerde, Teknolojik buluş ve yenilik oranlarının düşüklüğü, onları gelişmiş ülkelerden ayıran en belirgin özelliklerden biri olmaktadır.
Bu hızlı gelişme ve değişmelere ayak uydurabilen ülkeler, diğer ülkeler üzerindeki ekonomik ve siyasal üstünlük ve liderliklerini sürdürmektedirler.
Günümüzde teknolojik yenilikleri yapabilen yada yapılan teknolojik yeniliklere kaliteli bir şekilde ayak uydurabilen ülke yada işletmeler ülke içi ve ülke dışı pazarlarda başarılı olmakta ve lider duruma gelmektedir.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, seri imalat yöntemleri ile imal edilen ürünleri dış pazarlarda satabilir ve serbest pazarlarda yarışabilir nitelikte yapabilmek için bir yarış halindedirler. Kaynak israfını önlemek, maliyet fiyatlarını düşürmek ve ürünün kalitesini arttırmak için Kalite Kontrol tekniklerinin geliştirilmesi yönünde büyük çabalar harcanmaktadır.
Bilinçsiz alıcılar daha çok ucuz mal, bilinçli alıcılar ise daha güvenli ve kaliteli mal için talepte bulunurlar inancı, gittikçe artmakta ve kalite kontrol – standardizasyon ilişkisi her gecen gün daha büyük bir önem kazanmaktadır. Kusurlu veya kontrolsüz üretim sonucunda; gerek duyulan onarım masrafları, işlerin gecikmesi, ihtiyaçların zamanında karşılanmaması ve onarılamayan ürünün atılması milli gelirde büyük zararlara yol açmaktadır. Diğer yandan milli gelirin yanı sıra standartlara uymayan ve kalite kontrolü yapılmamış kusurlu ürünlerin sebep olduğu ölümler ve sakat grupları, giderilmesi mümkün olmayan toplumsal problemlerle başbaşa kalmamıza neden olmaktadır.
Üretim faktörlerinin en etkin ve verimli biçimde kullanılması gereken zamanımızda tüm kişi ve kuruluşlar standardizasyon ve kalite kontrolü bir görev olarak kabul etmelidir.

KAYNAKLAR
1. KESER, K. “ISO 9000” s. 4 – 9, ALFA Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti., İstanbul, 1999
2. ŞİMŞEK, M. “Kalite Yönetimi”, s. 15 - 24, Marmara Üniversitesi Yayınevi, İstanbul, 1998
3. TSE “Broşür” Ankara
4. TÜYSÜZ, A. “Kalite Kontrol – Standardizasyon ve Tüketicinin Korunması” s. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 1986

Sayfalar:
[1]
1.3.0
Kullanım Şartları - İletişim - Öner
29 Temmuz 2014 Salı 16:41:36